Ürkmese de, şöyle akıllı bir tay olsa!
Düğün dernek kurulsa, büyük bir toy olsa!
Töretse şu neslimi, asil bir soy olsa!
Büyüse balalarımız, hep bir boy olsa…
12 Mayıs 2010 Çarşamba 08:40
Kocasinan/Bahçelievler/İstanbul
..
Gel bir dokun kalbime, gör yarası ne derin,
Düğün kınandan evvel, kana batsın ellerin.
Son bir hançer daha vur, bir an evvel öleyim,
Görmeden şu gözlerim, seni bir gün ellerin
7 Kasım 1988-Pazartesi / Ankara
..
Cehirlik ve Gelin Kayası
Yozgat Cehirlik ve Gelin Kayası hikayesini duymayanınız yoktur sanırım. Gelin Kayasının hikayesini çocukluğumuzda dinler bu bölgeden geçerken efsanede anlatılan gelin ve damadın acı kaderine yanardık. Sürmeli Türküleri ile yüreğimizi dağlardık. SOKÜM ekibi bu bölgede incelemede bulunmuştu. SOKÜM ekibiyle gidemediğim için üzgündüm. Şair ve yazar arkadaşlarımızla gidelim bölgede bir inceleme yapalım istedik. Uzun süredir gidemediğimiz için bölgenin durumunu da gözlemlemek istiyorduk. Emekli öğretmen Araştırmacı-Yazar arkadaşlarım Mehmet Karaaslan, Nuh Şahin,ben Eğitimci yazar arkadaşlarımdan Ekrem Gürer, Yusuf Koç, Şair Salim Gülbahçe ve Osman Yükselle Cehirlike gittik.
Bildiğiniz gibi bölge Nohutlu Tepesinin (Cezaevinin) arkasında kalan vadide hoş bir mekan olarak dikkatinizi çekiyor. Doğal güzelliği cığıl cığıl akan suyu yeni filizlenen ağaçları, gelin alayını andıran kayaları, ender yetişen dağ lalesi ve tabii dokusuyla insanı celbeden hoş bir mekan... Aynı zamanda güzel bir piknik alanı...
Efsaneyi bildiğimiz için Gelin Kayasının hikayesi ile başladık incelemeye. Şu gelin, şu deve, şu atlı seğmen alayı, şunlar sandık, şu heybesi derken çevrede tam bir tur attık. Öncelikle ifade edelim ki, arkadaşlarımızla hüzünlendik...
..
BEN ÖĞRETMENKEN: 07
Çengi ile ça ça ça…
FEVZİ GÜNENÇ
Hisarbeyli Köyünde okulun karşısında cami vardı. Solundan yol geçerdi. Asfalttan başlayıp köye dek tırmanan yokuş bir yol.
..
Duman vardır güzel İzmir başında
Arzum kaldı toprağında taşında
Bir ben değil cihan alem peşinde
Ben korkmam ölümden er geç yolumdur
Ele düğün bayram bize zulümdür
..
Benimkisi bir hayal, biliyorum ne mümkün,
Sen gelinsin ben güvey, sade mesut bir düğün.
Ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimde,
Dalmış gitmişim yine, düşlerine büsbütün.
18 Eylül 1988- Pazar /Ankara
..
Ramazanın bereketi damadın iftar yemeği;
Buseyle oruç açanın ünlendi düğün derneği;
Şekerleme şakasına misal olur mu dersiniz? !
Gelinliğin eteğinde uyuyan sokak köpeği...
YUSUF BİLGE
..
Hissedersen, hissettirirsin. Hissettirdiğini, hissedersen. Hissettiğini, hissedersin.
Hissetmek...
Bu konudaki sınırsız düşüncelerimin bende uyandırdıklarının ve kalbimdeki yükünün bir kelimenin omuzlarına yüklenmesi ne acı. Karanlık bir sokakta tek başıma yürüyorum. Sadece kendi adım seslerimin yankılandığı gecede, içimden mırıldandığım şarkının, içimdeki seni uyandırması ne garip. Elbet terk edilecek caddelerin dolması neden? Sessiz bir gürültüde sokakların çığlıklarını duyuyorum. Etrafımda neşe çığlıkları atan insanların, maskeleri düşüyor karanlıkta, acıları görüyorum... Böylesine kaybetmiş mi ki ruhum bedenimi? Bir türlü kendimi bulamıyorum... Her köşe başında varlığımın derinliğindeki insanları görüyorum... Ne çok sen varmışsın bende? Her telde inleyen kelimelerin hissettirdikleri ve ona eşlik eden duru bir ses, sessizliği bozuyor. Kendimi ben de anlamıyorum. Bir tarafta artık ben olmuş sen ve senin verdiğin acılar, bir tarafta bir düğün ve kendini bulmak isteyen bir beden... Tüm bu sorunların çözümü yok, neden? Sabahın ilk ışıkları kaldırımlara vuruyor. Gözlerime yeni uğrayan uyku uzun sürmüyor. Sıcaklığıyla kucaklayan güneş ve ışıklarının gözlerime verdiği hafif ağrıyla uyanıyorum.
..
Sanardım cehennemi, ateşten bir çömlek imiş
Dünya'da zevk,Sefa düğün arayanlar,
Bir kez o kervana girdimmi, Birdaha dönmez imiş,
Zebani dedikleri, Koca taş duvarlar,
..
Sığındığım limanım, sessiz bir koy olsa.
Düğün dernek kurulsa, büyük bir toy olsa!
Töretse şu neslimi, asil bir soy olsa!
Büyüse balalarımız, hep bir boy olsa…
12 Mayıs 2010 Çarşamba 08:40
Kocasinan/Bahçelievler/İstanbul
..
AĞLARKEN DÜĞÜN GECESİNDE
Kapkara bulutlarla, yeryüzüne gazap dolu inerken,
Kristal bir taş gibi düşüyordum gök kubbeden,
Yedi renk cümbüşünde, devasa bir avizeden.
İçim boşalıyordu, çocukların rüyada düştüğü yerden…
..
Bende bir hal var bugün,canda sefa sürdüğüm.
Gönlümde şenlik var,gönlümde düğün.
Çözüldü 'çözülmez' denilen düğüm.
Güneş doğdu geceye,neydi gördüğüm? ..
2006/İstanbul
..
Gürültü, bastı sokakları, diz boyu
Açmışlar sonuna kadar teybi radyoyu
Düğün var mahallemizde.
Eskidendi 40 gün 40 gece düğünler
Bu öyle olmaz da az uyuruz biz de.
..
Çeliğe vurur, bilyayla avunur, cıvıl cıvıldı dün
Şimdi moloz yığınından ibaret, oysa şu köyün
Şevke gelip, göğsü kabarmış, dünkü hödüğün
Sesi gürce, zırt denen deliğin, zurna düdüğün
Ister hadi gül, sevin, gurur duy vede övün
Ister...istersen vur dizine, dövün ha dövün
..
bu akşam düğün var,
sanki sen beyazlardasın,
varlığınla buralarda hayalin...
bu akşam hüzün var,
şarkının notalarındasın,
'kelepirin' masalarında hayalin...
..
Ey gönül sev yâri her an, an daim zikrinle, hep an.
Dön sınırsız şevkle devran, et kaim fikrinle seyran.
Git, rüyet et yâri hayran, katla sevgin, eyle bin kat.
Var düğün olsun bu dem an, ol ebed sekrinle kâmran…
fâ'ilâtün / fâ'ilâtün / fâ'ilâtün / fâ'ilâtün
..
Seni görüp ağlarken ben perişân perişân
Gözden katre değil, sel değil, deryâdır düşen
Eller düğün yaparken cıvıl cıvıl, şen, şakrak
Kız ne zaman, kız ne zaman şu bizim nişan?
(1985)
..
Ne bayram o günden sonra ne düğün
İçimde kalmadı bir yudum sevinç bu gün
Tokat gibi vuruyor geçmişimi, yüzüme aynalar
Zehir zıkkımdır yediğim günde üç öğün
..
Ellerine çok yakmışsındır Kına
Düğün dernek hep El'e
Aynadadır yüreğin Seninde
El alem güler Kinayece
Dostluk sende İncedir
Al satırları işle Nakkaşane...
..
Bizim gelecekte güzel günlerimiz olacak idi
Bizim türkülerimiz var idi al al söylenir idi sen olmasan türkü yok idi
Bizim hasretlikler başladı türkülerden sonra araya başka renkler karıştı
Bizim bir yanımiz siyah bir yanımız beyaz oldu
Bizim bir yanımız düğün idi öbür yanmız toprak oldu.
..



