Kılavuzu gam, pusulası vuslat olan bir sevdaydı bizimkisi.
Olgun yaşımda bir lise aşkı heyecanıydı.
Gece vakti pencerenin ışığı yanıyor mu diye
Kapının önüne gelip,
Küs olup uyuyamadığımdan
Paket paket sigara bitirdiğim günlerdi hani.
Sabaha karşı yatılıp
Sabahın köründe uyanılırdı.
Doyamadığın tek şey uykunken,
Bu aşkta tek doyduğun yerin
Onun yanında olduğun anlardı.
Sürüncemesi bol, mutlu olduğun anların çokluğu azdı.
Gülüşünün ardından sarılırdın ya,
Gönlüme en çok dokunan yaptığın o nazdı.
Elem duvarına çaktığım çiviler tutmuş pas,
Nasırlı ellerim bitap.
Gidersen eğer ardında bir mezar da benim için kaz,
Yürüyen cesedim kalmasın hatıralarınla.
Gök tavan boyu iner yokluğunda,
Benden geriye kalır
Tozu dumanına katılmış bir enkaz.
Elinde iğne iplik, ne diye gönül dağarcığımda sökük ararsın?
Bassam da tütünleri, etmiyor fayda;
Sen kanayan yaralarıma bir dikiş daha atmayı
Niye kendine hak sayarsın?
Düştüğüm dipsiz kuyudan çıkamadım Yusuf misali.
Attığın ateşleri görse İbrahim,
Baksa bir; yandığım kor nedir, nicedir hâlim.
Nuh gelse de bendeki tufanı görse,
Kopar belki arşı âlâda bu bağ düğüm.
Kalmasa da fani dünyaya,
Çözülür elbet ahirette bu kördüğüm.
Yakışır bize meleklerin huzurunda
Güzel bir düğün.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 01:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!