Öyle bir nakış ki yürekte âşkın
Kürre i arzın her yerindesin sen
Cennet zağferanı döşeli köşkün
Zevkten hazdan bile derindesin sen
Âşkıma beşikten haz veren bebek
Etrafında fitneciler köstebek
Senin için açar bin bir renk çiçek
İSLÂMİ: erenim benizdesin sen
Hasret, hüzünüyle yatara de ki
Taassub havlu tutara de ki
Sevgi diye çalım atara deki
Bir kılçık olarak genizdesin sen
Sen meleksin fakat suretâ insan
Yusufa kuyusun Züleyha’ya han
Kerem olup aslı diyerek yansan
Yunusun girdiği denizdesin sen
Âşk iste, semayı arza yazayım
Âşka karşı, her ne varsa ezeyim
Gölgen olup senin ile gezeyim
Ruhumda, kâlbimde serimdesin sen
Cennette hizmetçimdir yetmiş hûri
Bir o kadar gîlmân o kadar peri
Hepsine amirsin hepside geri
Erenim, ilâhım, perimdesin sen
Kederin hicranı karargâh kurup
Biçâre kulları dört koldan sarıp
Hikmeti imtihan icâbı varıp
Çaresizim ah u zarımdasın sen
Hasseleri verip derdi yüklenen
Bak İSLÂMİ’m var ya şu büyüklenen
Tepecik değilken şu höyüklenen
Sağırım, dilsizim, körümdesin sen
Dünyada ne kadar hüzün, gam varsa
Kederin tagutu sırtıma sarsa
Oh deyip taşırım gül bahtı yârsa
Zülüflerimdeki örümdesin sen
Başımdaki zebercedden tacımda
Sevincimde, kederimde, acımda
Hainlere, vefasıza, öcümde
Çarığa çektiğim sırımdasın sen
Naz’ım sensin edâm sensin, nazenim
Sensin ruhum, kâlbim sensindir tenim
Senin ile örtülüdür bedenim
Yokluğun içinde varımdasın sen
Elmam, enginârım, vişnem, karpuzum
Yemeğimde suyum, yağımla tuzum
Üzümüm, zeytinim, incirim, muzum
Can erik, fasulyem, darımdasın sen
Mercimeğim, arpam, buğdayım, fingim
Yıllardır bitmedi hasretle cengim
Dünyâlık, ahretlik gönlüme dengim
Kirâzım, turuncum, narımdasın sen
Zahmetsiz hiç rahmet olamaz deyu
Gerdanımda Yusuf; Züleyhan kuyu
Âşkım hürmetine bir ömür boyu
Zevkle taşıdığım bar’ımdasın sen
Sensiz bir azam yok özümde sensin
Âşkımsın dimağım, gözümde sensin
Belimde, elimde, yüzümde sensin
İliğim, kemiğim, derimdesin sen
Saçlarımsın, tırnağımsın, hazım’sın
Âşk edâsı hem işvem hem nazım’sın
Her iki cihânda bana lâzımsın
Hayatınım; mahremlerimdesin sen
Âşkımız ölümsüz ebedi han’ım
Bu âşk ile yaşıyoruz sultanım
Bir tarafta hasret, hicran bir yanım
Seyyareyim âşk-ı turumdasın sen
Tavafı gönlümle ikmal ederim
Rayihanla Haccı ifâ ederim
Bir yazılmış kaderinle kaderim
Kalû Belâ’daki korumdasın sen
Arşta, ferşte, yıldızlarda, güneşte
Terinin kokusu gülde güleşte
Çektiğim hasrette tuttuğum işde
Gözümün gördüğü nurumdasın sen
Âşkta ölüm bilmez âşık olanlar
Âşıkını bulur maşuk ceylânlar
Âşkın ummanında nurla dolanlar
Al yeşil, eflâtun, sarımdasın sen
Zirvemdeki senin leyli nehârın
Üstünün örtüsü nur olan karın
Doğarken kış senden baharın
Bedenimi örten carımdasın sen
Duygular, his mecrasından taşınca
Âşkımız aşk ile kucaklaşınca
Haz veren zevkimle uzaklaşınca
Bedenimden çıkan terimdesin sen
Lôkmayı alırım senin elinle
Âşk derim velâkin, senin dilinle
Uykumda, rüyâmda hep hayâlinle
Gönül köşkümdeki dar’ımdasın sen
Sen âşkın, sevdanın çağlayanısın
Ardından gönülün ağlayanısın
Âşk şalının güzel bağlayanısın
Sevda hasretliği, yârimdesin sen
Gel benim ümmetim İSLÂMİ: desen
Bahr-ı hakikatin yelinde esen
Beytullahsın duam sana kıblem sen
Âşkın! nazargâhı yerimdesin sen
06 Mart 2020
Kayıt Tarihi : 5.3.2020 20:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!