Dosyam kabarık
Her yerde kırmızı ile işaretli adım
İki sayfa alt alta dolu sabıka kaydım
Sicilim bozuk
Gün ortasında sensizliğin kara bulutları
Boynunu bükmüş papatyalar
Göğsümün kafesine hapsediyorum
Pencerende sevişen kumruları
Sakladığım gözyaşları ile suluyorum
Yolculara el sallayan kır çiçeklerini
Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti burada kimler ağlamış
Çimenler üstünde gözyaşları var.
Son bahar rüzgarları
Tel, tel döküyor saçlarımı
Anlım açık
Taammüden sevdam olmadı
Planlı programlı değil aşklarım
İpini koparmış uçurtmalarım
Sol yanına vurgun vurmuş ömrümün
Her çevirmede telsizlerde geçer
Sorgulanır günahlarım
Cızırtılı cevaplar gelir merkezlerden
Dosyası kabarık…
Biliyorum
Sabıkam iki sayfa
Dosyam kabarık
Sicilim bozuk
Anlatamam kimseye
Sevenlerin ihtiyacı yoktur izaha bilirim
Sevmeyenler anlamaz halimi
Zaman aşımı beklemeye yetmez ömrüm
Dağlar ağlar gözlerimde
Yağmur, yağmur atıyor yüreğim
Saçlarının ışıltısında oynaşır güneş huzmeleri
Kirpiklerini atacak yayın kopmuş teli
Sicilim bozuk
Kırmızı ile işaretli adım
İyi hal kâğıdım yok
Dosyam kabarık…
10/04/2012
Maltepe
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta