Sen benim dönüm noktamdın. Uzak şehir türkülerinin, bir zaman tünelinde, pişmanlık içinde savruldukları bir sabah arifesinde, gömleklerinde geldikleri hatıraların izleri, lekeleri duruşlarının sevgi ekseninde beliren.
Akşamdan kalma artık bir sokak lambasının hüzme dolu ışığında korkarak geldin. Sorularımın sonsuza karşı cevap noktasında geldin. Ne yapmalı, nasıl yapmalı ikileminin girdabında geldin.
Umutlarımın gece mavisi gibi rengini bulduğu anda geldin. Bir koridorda, bir sonbahar geçidinde, anları kavuşturan semanın en koyu vaktinde geldin.
Bir eylül sabahında, iliklerime kadar tanıyorken seni, yabancı değilken bu bakışlara, uzak gurbetlerin hıçkırıklı sesinde ve yüreğimin sana karşı duyduğu karşı konulmaz, anlaşılmaz karışıklık içeren yürek iklimlerinde, bir çocuğun ettiği duanın kuvvetinde, bir yolun en pürüzsüz ve zahmetsiz terminalinde karşılaşmıştık seninle.
Bakıyordum o titrek ve o derece sade ellerine. Belki bunca yaşananın muhasebesini yapmıştık gözlerimizde. Belki sarılacak kadar yakındık, fakat konuşamayacak kadar uzak. Belki birbirimizi tanıyamayacak kadar yakındık, fakat anlayamayacak kadar uzak.
Geceyi şenlendiren yıldızların en şölenli imtihanında geldin. Dakikanın saate eş olduğu zamanda geldin. Tebessümün gözyaşına nikah kıydığı zamanda geldin.
Birlikte erteledik hep, birlikte çizdik bizi anlamlandıran kimliğimizin meçhul resmini. Birlikte tasarladık bu şehrin bizde kalan ismini.
Hakan EraslanKayıt Tarihi : 4.8.2007 17:13:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (1)