İçindeki mevsimler çoktan değiştiler
Hem de çok değiştiler
Bunları görmeli
Bunları hissetmeli
Bunları yaşamalısın Osman abi
Artık senden
Ne karanfil
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Aynalar sana bakarlar
Sen onlara bakamazsın
Çünkü sen
Çocukluğunu
Çünkü sen
Gençliğini görememekten korkarsın
Onları arama be Osman abi
Hem arasan da bulamazsın ki
Onlar çoktan çekip gittiler...
Hani bak
Fokurduyor mu büyükbabanın nargilesi
Hani bak
Kavruluyor mu sobada ninenin kestanesi
Sırası gelen gitmiş
Yok ki bunun ötesi berisi…
Harika alkış .Tebrik ediyor ve sayfama alıyorum.
Dönüp durup söylenmenin adı dönence, içimizdeki sesde olmasa kiminle konuşacağız değil mi Osman abi :) yalın ve çok güzeldi şiir kutlarım saygılar...
Ah ömür.. İleri gittiği gibi dönseydi geri..
Güzel, ibretlik bir çalışma olmuş.. Kaleminiz tükenmesin usta.. Çağa ve nice çağlara..
ne kadar saf
tertemiz duygulu
berrak sular gibi duru
akıntısına kapılmamak elde değil
değerli şairim kutlarım
Zaman değişti, mevsimler değişti. Biz değişmesek olur mu?... Ayak uydurmak gerek zamana. Yazmadığımız zamanlar zaten hep yüreğimizle konuşmaz mıyız?... En iyi sırdaşımız, dert ortağımız o değil midir?...
Aynalar sana bakarlar,
Sen onlara bakamazsın.
Çünkü sen;
Çocukluğunu,
Çünkü sen;
Gençliğini görememekten korkarsın.
Onları arama be Osman abi,
Hem arasan da bulamazsın ki,
Onlar çoktan çekip gittiler…
Hani bak,
Fokurduyor mu büyükbabanın nargilesi?
Hani bak,
Kavruluyor mu sobada ninenin kestanesi?
Sırası gelen gitmiş,
Yok ki bunun ötesi berisi…
Ruhsal, bedensel değişimin seyri ve hesaplaşmasıydı adeta şiir tatlı bir dille. Kutladım Osman bey... Nicelerine...
tebrikler güzel bir çalışma ++
İşte bak; ay yorgun,
İşte bak; yıldızlar üşümekte,
Güneş’i de sorma gitsin
O artık başka dönencelerde…
tebriklerimle. güzel şiirdi
Şiiri okumak istedim okuyamadım..Sanki benim hikayem gibiydi..Savruldum durdum dizelerin arasında dört bir yana....Yüreğine sağlık dostum..
kutlarım dost kalem
Mükemmel...yürek sesiniz hiç susmasın, kutlarım. Yüreğime aldım.
Bu şiir ile ilgili 25 tane yorum bulunmakta