O, gökyüzünün anlık, katılaşmış öfkesidir. Suyun nazik akışkanlığını terk ederek, acımasız ve keskin birer mermi haline gelmesi. Bir uyarı değil, ani ve zorunlu bir müdahaledir. Hiçbir yerde kalıcı değildir; sadece çarpar, hasar verir ve hızla çözülmeye başlar.
Her bir buz tanesi, havadaki büyük bir gerilimin sıkıştırılmış, minyatür bir kanıtıdır. Düşüşü, kontrolün kaybedildiği o kısa, gürültülü hükümsüzlük anıdır. Pencerelere vuran sesi, içerideki huzurun dışarıdaki kaosa karşı ne kadar kırılgan olduğunun kesintili bir ispatıdır.
Zeminde, anlık bir beyazlık yanılsaması yaratır.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta