geç oturda karşıma dinle biyol derdimi
bir sıkıntı bürüdü, içimi doktor bey
sevdiğim bu gün olsun bir selam gönderdimi
sanki yüreğimi sıkıyor cendere gibi bir şey
bu dört duvarın içine tıkılıp kaldım
gelen yok benden ümidimi kestiler
üstüste dört gün geçti inan bunaldım
hadi, yâr dargın diyelim dostlardamı küstüler
bu sabah ne ümitlerle fırladım yatağımdan
telefon yine suskun; kapı desen çalmadı
son sabrımı zorladım bir lahavle çıktı ağzımdan
rabbim`den gayri artık, hiç mi kimsem kalmadı?
düşmüşüm onulmaz derde sen bari teselli ver
eriyorum günden güne elde gönül yarası
uzaktaki mavi gözlüme birde sen haber gönder
musallâya varmadan, heyhat son yer burası
bu mavi elbiseyi niye giydirdiler böyle
geriye dönüş yok artık vakit tamammı
ne kadar ömrüm kaldı, çekinme haydi söyle!
iki günmü üç günmü yoksa ondanda azmı
şu masanın üstünde, kâğıt-kalem olacak
ben diyeyim, sen yaz vakit geç olmadan
fenâlaştım iyice, İki gözüm dolacak
yetiştir deniz gözlüme henüz vadem dolmadan
yaz yürekten selamı her şeyden evvel
merhâmete gelir de, belki anlar hâlimi
derdimide anlat çalmadan kapımı ecel
anlasın, bellesin ki; tükettim mecâlimi...
yetiştiğinde ben ölmüş olursam şayet
bu cansız bedenime, son bir kere dokunsun! ..
bekliyorum bu şehirde kendisini nihâyet,
alenî arz-ı hâlim, aynen böyle okunsun! ..
Kayıt Tarihi : 15.7.2006 21:44:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!