Tanıdığım doksanlı yaşlarında olan bir adam var. Kafasından hiç çıkarmadığı Ecevit şapkası ve yaşının getirdiği aksiliği de cabası olan...
Bir gün bir ihtiyacı var mı diye kontrole gideyim dedim. Kapının önünde bulunan bir bankta oturmuş ağzında derin derin dumanını içine çektiği piposu ile buldum. Bank da otururken şapkasının üstünden sağ eliyle de kafasını kaşıyordu. Onun o haline gülerek yanına yaklaştım..
''Ya Mehmet amca hiç şapka çıkarmadan kafa kaşınır mı?'' dedim. Hay demez olaydım...
Yüzünü bana çevirdi ve pis pis baktı
'' Ne o oğlum Yüksel sen götün kaşınınca pantolonunu ve donunu çıkarıyor musun?'' dedi
Ben şok. Sustum kaldım öylece...
'' Ne oldu sustun'' dedi
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta