Doğum günüm bir vuslat değil dar-ı dünyaya firaktır
Hükmü kaderdir bu can gayri ihtiyari bir duraktır
Doğduğum an kopmuş feryad-ı figan ki; cüssemden büyük,
Fani dünyanın tüm mihneti; bu minik cana ağır yük.
Teneffüs ettiğim her nefes; bin ezâ ciğerlerime,
Büyüdükçe.. Dünyanın yükü bindi küçük bedenime.
Levh-i Mahfûz’da mühürlenmiş; alnıma bu hükm-ü kader,
Silinmez artık mukadderat, bitmez insafsız keder.
Kimliksiz dolaştım; yollarda hep akan insan selinde...
Hep bir başına garip kaldım; bütün dost meclislerinde!
Sandım ki... Bu dünya bir bana dar; bir tek bana yabancı,
Meğer bir zâl-i dünyâ imiş; iki yüzlü bir yalancı!
Nedir bitmek bilmez bu kavga, bu bitkin bu yorgun telaş?
Gözümden dökülen her damla; sanki ruhumda bir savaş...
Omuzlarımda hep birikmiş; binlerce yıl yorgunluğu,
Dudaklarımda hiç sönmeyen; ebediyet susuzluğu!
Gaflete düçâr olup; isyan ettim, dalâlete düştüm,
Hâb-ı gafletten uyandım ve zâhirdeki sırrı gördüm!
Her canlı bir âlemmiş; mahpus kalmış kendi dünyasında...
Bîhaber rüyada yaşarmış; derin gaflet uykusunda!
Nedâmet nârı ile yaktım; kül eyledim aç nefsimi,
Gözyaşlarımla yıkadım; şu isyankâr kör benliğimi.
Ayân oldu hakikat meğer ki; dermanım derdimdeymiş,
Şifâ; nefsi râm edip, Hakk’a tam înkiyad etmekteymiş!
Hicap ile geldim kapına; kapandım vecdle secdeye,
Bir mülteci gibi sığındım; o sonsuz tecellîye!
Yıkıldı nefs-i emmâre ve aralandı kalpte perde,
Ayan oldu derman gizliymiş; benliğimdeki o derde!
Nihayet kırdım alemdeki mührü; sırra oldum mazhar...
Her ben-i adem yalnız gelip; bu âleme yalnız yaşar!
Zahirde zaman bir vehimmiş; ömür bir nefeslik rüyâ...
Derin uykudaymışım meğer; hayalmiş bu koca dünyâ!
Kesret bir masivaymış meğer; dünyâ denen bu âlemde,
Sanma ki bir ömür yaşadın; mahpussun oysa bir demde!
Sorar Rabb-i Teâlâ: “Kaç yıl kaldın o fâni diyârda?”
Kul der: “Belki bir gün; belki de çok kısa bir an dünyâda!”
Ölüm dediğin bir son değil; ebediyete doğumdur,
Toprak altında filizlenen; o mübarek bir tohumdur!
Sıyrılınca ten hırkasından; ruhum hep özgür kalacak,
Mevt ile sırrolup yeniden dâr-ı bekâya doğacak.
Artık ne yol kalır gidecek; ne de konaklanacak han
Sonsuz bir sükûnete erer; bu yorgun düşmüş, fâni can!
Ölüm dediğin şey bir firak değil; bir vuslat günüdür
Doğduğum gün değil, öldüğüm gün benim doğum günümdür
04.03.2026
16:37
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 18:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!