Amazondan Maldivlere, Kaçkarlardan Toroslar'a bugünlerde tomurcukların güle gebe kaldığı, filizlerin yeşile aşık olduğu,çimlerin sevdasını kucakladığı, mahlukâtın ise baharı müjdelediği, koşturmacaları ile doğanın uyanmasına şahit oluyoruz.
Tabiatın işleyişindeki kusursuzluk, kar suyu ile beslenmiş toprağı yüreğindeki binlerce tohumla birleştirip, Nisan ayıyla ılgıt rüzgarlar eşliğinde mayalayıp canlıların hizmetine sunmasıyla adeta umutsuzlukları öteleyip geleceğe yelken açtırıyor.
Kasvetli günlerin girdabından çıkıp, şöyle bir nefes aldığında,menekşelerin kokusu genzimizde halay çekerken, çekirgenin resitali, karıncanın işbirliği, arıların polen gayretiyle aynı zamanda binlerce meyveyi döllemeleri, cemrelerin atmosferi ısıtması bizlere de sunulmuş bunca nimetin imâlatında nice "kamu görevlileri"görebiliyoruz.
Yedi rengin gülümsediği gökkuşağını görünce ucunun nereye konduğunu irdelerken, acaba altından geçilir mi sorusu hep zihinleri meşgul etse de onu oluşturan bahar yağmuru ekilecek ürünlerin ve toprağın koynunda hasret giderdiği vuslatı olacaktır.
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta