Dizlerde yara izi, kalpte sonsuz neşe,
Koşardık bıkmadan güneşten güneşe.
Ne geçim kaygısı ne bir parça telaş,
Zaman akıp giderdi, masum ve yavaş.
Tozlu yollarda çizili seksek çizgimiz,
Gülüşlerde saklıydı tertemiz özümüz.
Dünya ağır gelmezdi henüz omuzlara,
Huzur dolardı küçücük soframıza.
Şimdi hatıralar hapsolmuş bir kareye,
O günlerin yankısı sığmaz hiçbir yere.
Kaybolan sadece takvimler değilmiş meğer,
O çocuksu bakışlarmış dünyaya değer.
Akşam ne pişecek, sabah ne olacak?
Korkumuz yoktu ki gülümüz solacak.
Bir dilim ekmekle doyardı gönlümüz,
Gökyüzü kadardı bizim tüm dünyamız.
Sokaklar bizimdi, oyunlar en saf sırdaş,
Her çocuk kardeşti, her taş bir yoldaş.
Yorgunluk nedir bilmezdi körpe beden,
Ayırmazdı bizi ne nefret ne de neden.
Yüklenmişiz şimdi hayatın ağır kahrını,
Tüketmişiz çoktan yarınların sabrını.
Omuzlar çökmüş, şakaklarda aklar,
Eski neşemizi şimdi hangi el saklar?
Kerpiç duvarların dili olsa da anlatsa,
Zaman geriye dönüp bizi o güne katsa.
Farkında olmadan ne güzel yaşamışız,
Gönül hanemize saf sevgiler taşımışız.
Oyuncaklarımız taştan, hayalimiz devdi,
Küçük kalplerimiz dünyayı kucak kucak sevdi.
Hırslara yenilmeden, o tertemiz kanla,
Yaşardık her anı büyük bir heyecanla.
Şimdi koca binalar, ruhu dar odalar,
Dinmek bilmez içimizde fırtınalar, vedalar.
O çocuk gülüşüne muhtacız bugün,
Çözülmüyor ne yazık içimizdeki düğüm.
Yine de bir umutla bakarız geçmişe,
Yüreğimizde kor olur, döneriz ateşe.
Eskimeyen ne varsa o günlerden kalan,
Gerisi boş bir düş, gerisi hep yalan.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!