Diyarım mahzunsun yok gözünde fer
Sillesinin izi var yüzünde dehrin
Günündeki buhran gecenden beter
Haline ağlıyor şu Dicle nehrin
Virane surların sahipsiz sessiz
Her gün yuvarlanır bir iki taşı
Şaheser surundan çoklar habersiz
Toprağa vermişler tarihten naşı
Bülbüllerin küsüp terk etmiş bağın
Güllerin hicaptan boynunu bükmüş
Bağrındaki şirin karaca dağın
Üstüne son bahar bulutu çökmüş
Dılo diyarımın gül tebessümü
Gerilmiş yüzünde kaybolup gtmiş
Ah çekip dövsem mi dertli gönlümü
Bu gül bahçesinde dikenler bitmiş
Saadet mutlulukla dolu yıllar
Suyuna kapılıp gitmiş şu nehrin
Viran surlarını yalayan rüzgar
Şarkısını söyler bu kadim şehrin
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta