yaşamak varken her şeye rağmen çekip gitmek nasıl kolay geliyorsa, gitmek için binlerce neden olduğunda da yaşamak sadece bir alışkanlık olmuyor mu? Bir nedenden dolayı.
Yaşayıp gidiyoruz işte!
Hatta bazen sadece gidiyoruz da yaşadığımızı sanmıyor muyuz?
Ve..
Biliyoruz ki
Yaşamak için gitmek gerekmediği gibi gitmek için yaşamak gerekmiyor. İntiharın eşiğindeyse,kayıp aşklar ülkesinde bir ozan yüreği.
..
Diyarbakır bu kadar, denir mi hiç ağalar,
Bu Yöre ' den çıkmış hep, şairler ve ozanlar.
Ziya Gökâlp bir Türkçü, Cahit Sıtkı Tarancı,
Şiirlerin ardından, dönüp baksa ne acı! ...
Türk Halk Edebiyatı, Dîvan Edebiyatı,
İkisinde yer bulmuş, çok yazarlar kanıtı...
..
Sana her gelişimde nevruz çiçekleri açar içimde,
Diyarbakır kokarsın oğul,
Her görüş gününde, küflü mapushane kokusu siner üstüme.
Zemheridir ayazı mapusluğun,gözlerin kavuşur
Ölüm soldururken dağlarımdaki çiçekleri
Görürüm sonbaharı,
kırtik dağının göz yaşlarını, Muradın çoşkunluğundaki kahrı görürüm,
Oğul
İşte her şeye inat,
Uzat ellerini uzat ki yarınlar aydınlık olsun,
Her gidişimde,
Geçit vermeyen dağlar yoldaşım olsun
Belki yine gelirim
Hayallerim içimi ısıtırken
Soğuk bir Diyarbakır sabahında,
Sürgülü kapının karşısına.
ABDİL IŞIK
07.12.2011 MUŞ
..
Urfa Diyarbakır Mardin,
Neden böyle çok şıMardın,
Verdiğin sözde durMadın,
Niçin sesimi duyMadın.
Bu sevgiden ne uMardın,
..
Sonsuza giden yolda
Ömürle sınırlı umudu.
Kaybetmemiş insanla dolu.
Ölümle son bulan hayatı,
Sonsuzla buluşturacak,
Son nefesi bekleyen,
İnsanla dolu.
..
Diyarbakır, ah! kanlı Diyarbakır
Bir elinde mavzer birinde satır
Doğruyorsun vatanın evladını
Hissetmeden sinende zerre hatır
Bir yaprak daha bak,koptu dalindan
Ağıt çağlar,bir şehidin ardından
..
Ne Senden Vazgeçilir …
Ne De SenLer SiLinebilir..
BöYLe Bir MeLeTsin İşTe
İçTen İçe BeNLeri Kemiren
Bir SeN!
***
..
Diyarbakır-21
Diyarbakır sahipsiz
Düştüğü kuyu dipsiz
Diller sus pus içinde
Bu ne haldir sebepsiz
..
Figüranlar vardı, hayat senaryosu dizelerinde
Oysa ben, bir ömür sevginde macera, hevestim
Mezeydim şarkılarına, şiirlerine, nağmelerce
Şimdi nöbetim bitti değiştim, başrol yine senin
Olmayacak setler, patlayan flanjör, bolca alkış
Kim bilir kaçıncı film, bir_bir sırada senaryolar
..
- 2015 yılı (TÜİK) araştırma raporuna göre ülkemizde bebek ölümlerinin
en fazla olduğu ilimiz hangisidir...?
1. İstanbul
2. Kilis
3. Diyarbakır
4. Antalya
..
Megri megri, dıben megri,..................Ağlama, ağlama, ağlama diyorlar,
Ez nagirım, kiye bıgri,.........................Ben ağlamayayım, kim ağlasın,
Mina çiyayı Amedı,..............................Diyarbakır dağı gibi,
Hündürımın gışt agıri,..........................İçim ateş doludur,
..
Kara dut mu desem?
Çingene mi? Bedri gibi
Ne diyeceğimi bilmiyorum
Ama;
Bildiğim tek şey karagözlüm.
Seni seviyorum;
Deli gibi.
..
- Ülkemizdeki son İdam Cezası nerede uygulanmıştı...?
1. İzmir
2. Diyarbakır
3. İstanbul
4. Burdur
5. Ankara
..
Küçük kuş
Yüreğimi sana versem
Sen de bana kanatlarını
Oynamak için
Bakalım
Ben uçmaktan
Sen bu sevdadan geçebilir miyiz?
..
Aşk tüm evreni kucaklar
Ayrılık bir nefeste sadece bir hece..
Sen ellerini elimden çekince
Söndü yüreğimdeki şehrin ışıkları
Ve öksüz kaldı gece..
..
Yalnız başıma yürürken karanlıklara
Seni sevmeyi de sevdim gülüm
Ben efkârın içinde kala kalsam da
Seni yaşamayı sevdim
Sen bir anne olsan da
Ben sende kendimi bulmayı sevdim
..
Baharlar’da bugün mutsuzluk ve ümitsizlik var,
Durali dayım üzgün, Diyarbakır Kulp’tan acı haber duyar,
Gelin anam soran gözlerle muhteşem topluluğa bakar,
Hüseyin KARAKUZU’m yokluğun bizi kor gibi yakar.
1974/1 tertip olarak uğurlandım askere,
30 Kasım 1994’te katıldım şehitlere.
..
Yeter ki gecenin koyuluğunda beni ara
Bulursun, yürek yüreğe karşı
Karınca misali olsan bile
Sevdalı, sergerdan..
Ara beni
Ben kayıpların toy delikanlısı
Basmaz ayaklarım yere,
..
kaldırınca kaldırımlar
ve pusudaysa gece lambaları
yalnızsa küçük oğlan
ve adını bilmiyorsa anasının
sıcak tarlasıda ırgatıysa ağasının
neylesin diyarbakır...
koşarak geldim evimin bahçesine
..
Yüksek tavanlı kalabalık bir odada, onu yumuşak bir yaz ışığının aydınlattığı kırımızı elbisesinin üzerine dökülen kuzguni saçları, dingin, ipeksi sesi ve ‘kırılgan’ Türkçesiyle kendi kitabından mısralar okuyan bir kadın olarak hatırlamak hoşuma gidiyor. Salondaki meraklı dinleyiciler gibi ben de ihtiyar bir şehri onun boşlukta yankılanan kelimeleriyle görmeye çalışıyordum. Hafızam nedense onu öylece, ‘zamansız’ duruşuyla kaydetmek istemiş.
O gün şair Bejan Matur, bize kadim bir şehrin sonsuz hikâyesini hediye etti. Diyarbakır’ın görkemli suretine eşlik eden kitap, şehrin kalbiyle başlıyordu: “Şehirlerin göksel kaderine inananlar, o kaderin gökyüzünden göründüğünü bilirler. Diyarbakır, gökyüzünden Anadolu’nun bağrında bir kalp gibi görünür... Amida, Kara Amid, Arabi bir sesin ‘Amid-i Sevda’ dediği, önce gökyüzünde tasarlanmış. Öylece inmiş yere. Bir varlık olarak hep duran, hep olan...”
Bejan okumasını bitirince kucağımda duran o kocaman ‘varlıkla’ imza kuyruğuna girdim. Sıra bana geldiğinde başını kaldırıp hınzırca şöyle dediğini hatırlıyorum: “Sana kitap imzalamak zor.” Bense kollarımı kavuşturmuş sabırsız bir çocuk gibi bekliyordum. O eğlenceli halimiz maalesef çok uzun sürmedi ama derinliğine inandığım kısacık bir cümlem oldu. Sevdiğim bir şair, ılık bir yaz akşamüstü kitabımın ilk sayfasına “Kelimeler için..” yazdı.
“SAÇAKLARIN GERDANINA DİZİLEN ÜZÜM TANELERİ”
..



