DİYARBAKIR ŞİİRLERİ

DİYARBAKIR ŞİİRLERİ

Aslıhan Tüylüoğlu

-suna için

I.
İşte yaz;
Nice zamandan sonra
Karşımda duruyorsun

..

Devamını Oku
Faruk Avşar

Güzelliğin güneşi kıskandırınca Diyarbakır seni ağlarken bende seni sözlerimin gizeminde şiirlerimin noktalarında ve virgüllerin de yazıyorum. Güzelliğin kıskandırınca sana olan sevgimi sensizliğin hasretinde
Dicle nehri gibi akıtıyorum.

Güzelliğin kıskandırınca varlığını önemli kılan senin yokluğunda
seni anlatabilmek değilmidir. Güzelliğin kıskanrınca senin simsiyah saçların kap kara gecemin sessizliğinde vurgun yemiş hüznünde gözlerinin ışığında yarınları seninle umutlandığımda aydınlık günlerde seninle mutlu olacağım günleri hayal ediyorum.

Güzelliğin kıskandırınca sana dalıp bakışırken gözlerim gözlerinde o an bende senin dalmış dalgalı bakışlarında yüzüyorum. Güzelliğin kıskandırınca Kara kaşların özerindeki çizgilerden kalbimin şehrine doğru esince seni rüzgar misali kalbimin zirvesindeki dağların en yükseğinde yaşamak istiyorum.
..

Devamını Oku
Abdil Işık

Devrik sevdalar kuşanan çocuk,
Yürü!
Yürü dikenleri kanatsa da dar patikaların,
düşe kalka,salına salına hiç durman menziline,
direnci kırılsa da gün ışığının içinde ki aydınlıkla yürü,
öksüz yurtların, güz bakışlı analarının koynundan emdiğin sütle yürü,
tarih sayfalarında yerini almamış bir coğrafyanın dudaklarına kondur,
..

Devamını Oku
Ahmet Komşul

Adına sevda koydum surlarında tarihin
Her taşı anı saklar burçlarında mazinin
On gözlü köpründe gülerken gözlerini
Çizerken resminin güneşteki rengini
Yansıyor duygularım sazımın tellerinde
Adının her harfini dokuyorum gönlümde
Yemyeşil bahçelerde ötüyor özgür kuşlar
..

Devamını Oku
Murat Karaca

Sanma hissetmiyorum o duygularını;
Kalbin,uçurtmalar gibi göklere açık,
Dilinin ucunda ürkek kelimeler var.

Neden bu hırçınlığın ey masmavi deniz;
O masum ahengini bozan dalgalar var,
Ruhun öz bedeninde sanki gurbetten iz.
..

Devamını Oku
Seçkin Aslan

Elim ayağım tutmuyor…
Gözlerim görmüyor, kulaklarım duymuyor…
Sustu dilim, konuşmuyor…
Bittim, bitiyorum…
Bir gel-git gibi, suların çekildikçe benden,
geriye kalan koca bir hiç!
Sevin artık, ben yokum hayatının en ücra köşelerinde bile,
..

Devamını Oku
Vehbiye Yersel

Çocukluk Yıllarım
 
 Küçüklüğümde çok narin yapılıydım, halen öyleyim. en ufak bir şeyden etkileniyorum. Yani havadan nem kapıyorum, biraz da mızmızlık derim bu halime, her şeyi yemem.20 yıldan beri kahve içmedim. piştiği zaman mis kokusu hoşuma gider ama nefsime hakimiyetim var. dinlemiyorum zalim nefsimi. içmiyorum.bende titreme yapıyordu. midem ağrıyordu. içtiğimde.belki de hiçbir zararı olmayacak ama içmiyorum. ikincisi yarı vejetaryenim. her şeyi yerim az yerim. Sık sık yerim.fazla et, balık yemem. peynir, yoğurt türü şeyler tüketiyorum. 
 Çocukluğumda güney doğunun mutfağını övmeğe gerek yok. O kadar güzel, içli köfteler, çiğ börekler, kaburgalar, etli dolmalar, sarmalar pişerdi.herkes yerken ben seyrederdim, evde yoğurt kalmamışsa bana 5kr.veya 100 para verirdi babam veya annem.elimde tasla, bakkallar çarşısına gider Abdulrazzak Pembe amcadan yoğurt alır gelirdim.herkes doymuş,sofra toplanmış.ben sokaklarda elimde tas içinde yoğurtla,sürünüyordum.Yoğurt kovamız da vardı.ama büyük olduğu için,tası tercih ediyordum.bu anlattıklarım 7 -8 yaşlarındayken yaptığım huysuzluklar,daha küçükken hatırlıyorum.simsiyah dalgalı saçlarım vardı,kirpiklerim yanaklarıma kadar.tenim deseniz babama benzemişim kar gibi.amcamın benden 20 yaş büyük oğlu beni lastik top gibi havaya kaldırıp hoplatırdı.herkes beni seviyordu.belki de mikrop kaptım,veya nazar deydi.bir akşam güzel bir çocuk olarak uyumuşum,sabah uyandığımda,annemin dediğine bakılırsa saymış tam 22 yara peydahlanmış yüzümde.Sanki yüzüme ateş sıçramış,yakmış her tarafını. Bir tek çenemle,alnım kurtulmuş bu yangından.annem neye uğradığını bilememiş. 
 Ben 4.çocuğum. annem terzilik yapıyor.1942-45 ikinci cihan savaş yılları, pislik, susuzluk,açlık sefalet yetmiyormuş gibi, bir de bu yaralarla evde savaş başlamış.Benden 4 yaş büyük ablam tifoya yakalanmış,Allah”a şükür tedavi ve annemin temizliğe son derece dikkat etmesi sayesinde, ablam kısa sürede iyileşmiş.O tarihlerde tifodan ölenler çoktu.gömdükleri zaman da mezarlarına kireç döküyorlardı.mikropları öldürsün diye. 
 Benim yüzümdeki yaralar böyle dahili olmamakla beraber, ne oldukları belli değildi, doktorlar bile anlayamadılar, alınan bütün ilaçlar, pomatlar işe yaramıyordu. en son annem kocakarı ilaçlarını denemeye kalktı. yüzümdeki yaralar için kullanılan ilaçlarla, yöntemlerle epey eziyet çekiyordum 
 Mataracılar lakaplı bir aile vardı. ziftli merhem yaparlardı,o merhemi beze sürüp,yaraya yapıştırıyordu ağda gibi, öylece bir gün yüzümde kalırdı.Ertesi gün hızlı bir şekilde,çekerdi annem,pamukla yüzümdeki kanları v.s silerdi,tekrar hazırladığı ziftli bezi yüzüme yapıştırırdı.Şimdi gençlerin uyguladıkları güzellik maskesini ben 60 yıl önce kullandım.faydasını görmedim. 
 Faydası vardı ama inkar etmemek lazım..bir bakımdan rahatlıyordum sivrisineklerden,tatarcıklardan,karasineklerden kurtuluyordum.konacak yer bulamayan sinekler,kısmetlerini başka yerlerde arıyorlardı. 
 Değiştirildiği zaman canım yanıyordu ama mecburdum .iyileşirim diye katlanıyordum. kardeşlerimin içinde piyango bana isabet etmişti.maşallah çok şanslıydım,bir kan çıbanı 
 ağrısına dayanamazdı gördüklerim.Allah bana öyle bir sabır vermişti ki,ilkokulu bitirene kadar,yaralardan kurtulamadım.İlkokulu bitirdim,yüzümde tek tük yaralar vardı,kanıyordu.1950 yılında annem beni Diyarbakır'a götürmek zorunda kaldı.Mardin”de mütehassıs yoktu.cildiyeciye göstereyim diye aldı beni Diyarbakır”a gittik. orada bize askeri doktoru tavsiye ettiler. 
 Doktor beni muayene etmeden önce, 
 -Bana bak dedi,babanın saçı var mı? yoksa benim ki gibi dazlak mı? . 
 -Evet tam sizin gibi,tepesinde saç yok.Babamın saçı simsiyahmış.ama genç yaşta ağarmış,ve tepesi tamamen dökülmüş.ben babamı öyle gördüm.Saçlı halini görmedim. 
 -Benim babaannemin yüzünde de senin gibi yaralar vardı.bu bir hastalık.bayanlarda yara meydana getirir, erkeklerin saçları dökülür.anlamıştım.bana yapılan bütün o koca karı ilaçları boşunaymış, eziyetten başka bir işe yaramamıştı.muayene ettikten sonra bana 3 kere elektrik tedavisi yaptı. gün aşırı 3 kere gittik. yaralarımı kurutmuştu.harici ilaç vermedi.. 
 Çolaklar adlı Süryani bir aile de zamklı ağda gibi bir ilaç yapıp satıyorlardı.bundada işlem aynı beze sür yaraya yapıştır.24 saatte al yenisin koy.ama bu öyle yapışıyordu ki,çektiklerinde acı veriyor,deri namına bir şey bırakmıyordu. 
 Sülüklerle de küçüklüğümde tanıştım kanımla beslendiler.kirli kanı emsinler diye 2- 3 sülük yüzüme konurdu,kanla dolunca şişerek yere düşüyorlardı.Hayret nasıl dayanmışım.Allah bana o zaman da sabır vermişti.Banyo için umumi hamamlara gidilirdi,işte orda da.bana rahat yoktu.kendirden yapılmış sert lifle yüzümü ovarlardı,kabuklar,yaralar temizlensin diye.bir de hiç unutmam benim yüzüme,evde beslenen bir tavuk vardı,onun pisliğini yüzüme sürmesini anneme söyleyenler oldu.batıl inanç ama nasıl olduysa çaresiz kaldığı için onu da denedi.güya nazar eden iyi değilmiş,kem gözlüymüş,harama haramı uygula iyileşir.işte bu tam cehalet ama ben çocuğum.anlamıyordum ki.iyileşmek, güzelleşmek istiyordum.benimle alay eden çocuklar olurdu çevrede.kahroluyordum.annem de üzülüyordu.onun için sanki suçlu oymuş gibi,ben bir kefede,diğer kardeşlerim bir kefede idi 
 Beni aşırı seviyordu. 
 O yıllarda içme suyumuzu sakalar getirirdi.Ceviz pınardan.evdeki kuyu sularını çamaşırda kullanırdık.mahallede tabii çeşmeler vardı,darda kaldığımız zaman babam gider,bir iki kova alır gelirdi.Bizi kesinlikle çeşmeye yollamazdı..yüzümdeki yaralardan çok acı çektim,ama hiçbir zaman moralimi bozmadım,okulda çok başarılı olduğum için,seviliyordum.kimseler benden tiksinmiyordu. 
 Çok çektim ama Yüce Rabbim bana dayanma gücü vermişti. ben de kardeşlerim gibi sağlam olmak isterdim… 
 12.09.2010
 
 Vehbiye Yersel
..

Devamını Oku
Kenan Sağır

seninle aşkımız bir istanbul akşamı,
sıcak, güzel ve darmadağınık

seninle aşkımız bir diyarbakır gecesi,
sessiz karanlık ve gözgözü görmüyor

seninle aşkımız bir okyanus mavisi,
..

Devamını Oku
Doğan Oruç

Yorgun gözlerin

Uykuya hasret

Demini almış çaya

Ağır sarılmış tütüne
..

Devamını Oku
İrfan Karadoğan

Diyarbakır dağlarında gece
Nasıl olur
Yıldızlar göz kırpmaz mı bulutların ardından
Ya koyu karanlık sır vermez mi
Bir işaret atmaz mı geceye
Kahpe pusu sır vermez mi
Ya benim yüreğim
..

Devamını Oku
Fırat Aydeniz

Şimdi devrilsin tüm kum saatleri yana
Ve yapışsın dudaklarımız
Ağzından Fıratın Dicleye kavuştuğu sular
Aksın kursağıma
Sonra zikrimdeki her teşbihin
Bazalt taşlarıyla kutsansın
Diyarbakır surları kadar sağlam ve büyük bir sevdanın
..

Devamını Oku
Ahmet Tanyeri

Kültür ve tarih şehriyim.
Anadolu’nun Yurt olduğu yaklaşık 50 uygarlıktan 26’sinin izi var bende.
O günden günümüze tarihi, kültürel, estetik ve sanatsal şahsiyetime izin vermeden ulaşabilmeyi başarmış bir kentim.

Ben Diyarbakır’ım.
Peygamberler, Nebiler ve Sahabeler kentiyim.
Bende 6 Peygamber ve 27’si şehit 541 Sahabe yatmaktadır. Mekke ve Medine’den sonra en çok Sahabe bağrımda barınmaktadır.
..

Devamını Oku
Kenan Taşkın

Diyarbakır surları
Acıdır yarin kurları
Ali paşa mahallesi
Susmuyor davulları

Gül koydum suruna
Kurban olam boyuna
..

Devamını Oku
Mehmet Ali Mengi

Ya gel bana uzaklara gidince.
Ya kal burada benimle.
Gitme yaban ellere,
El olursun karışıp ellere.

Sen gittin uzaklara, sır oldun.
Gelmiyorsun buralara.
..

Devamını Oku
İzzettin Coşkun

Her an başım Diyarbakır gibi
Dönerdi..
Yüzümde yanıp sönen
silahsız bir gerilla yürüyüşü..
Uçurumları avuçlarında taşıyan ceylanları.
Ve birer birer beni terk ettiğin
o bakışlarında ürkerdim..
..

Devamını Oku
Doğan Oruç

Ürpertici soğuk bir gece

İniltili boğuk bir ses

Jop... duvar... kelepçe...

Özgürlüğü elinden alınan meçhul biri
..

Devamını Oku
İzzettin Coşkun

Saçlarının dağılışı var rüzgarımda
Gözlerimin seyrinde fırtınalı kaçışlar
Ve tapınak gibi sığındığım gözlerin
Ve ürkekçe tedirginliğim...

Koklamak için uzandım bütün sabahlarını
Uzandım ama sonradan farkına vardım
..

Devamını Oku
Seçkin Aslan

Bir cümleyi kurana kadar kırk cümle eskitiyorum,
bir kelimenin yerini bulana kadar kendim kayboluyorum,
yazık, ben herşeyi niye bu kadar irdeliyorum?
Olurya bir virgül kaçıverir kalemimin ucundan,
gider hiç olmaması gereken bir yerde duruverir,
işte o zaman; ben ne yapsam aklanamam!
İdamlık adamım vesselam...
..

Devamını Oku
Mehmet Ali Mengi

Birini düşünüyorum.
Kanımı ısıtan,Dünyamı aydınlatan,
Buram buram sevgi kokan.
Birini düşünüyorum.

Bir gülüşü,Bir ömre değen.
Bir bakışı yürekler yakan.
..

Devamını Oku
Ramazan Demirel

Sana değil bu susmalar tek sana değil her şeye
Umursamazlığına hayatın bir kenara itilmişliğe
Sevgilere, sevgililere, heba edilmiş geçmişe
Usanmaz bir met cezir, ruhum gidip gelmekte
Yarım kalmaya çaresiz, sevildiğim her yürekte
Olur olmaz her sebepten kan damlayan gözlere
Ruhun açlığı bir şeye ve ona olan özleme
..

Devamını Oku