Biçim’, nesnenin hem zamanı, hem kendisidir..
Bu durum aynen duyumlara yansır..
An’ı an’da yaşayan, şu an’ı yaşadığı için, geçmişten ders çıkarıp;
geleceğine ilişkin düş kurabilir..
Oysa an’ı, dünde; ya da gelecekte yaşayan, şu an’ı yaşamadığı için hep düşte yaşar..
Mutluluk, düşünsel bir biçimdir ve an’a ilişkindir.
Onun biçimini yaratmak, an’ın kendisini kavrayabilmekle olanaklı hale gelebilir ancak..
Hüznünü dağlara savuran
senin kırılgan
ürkekliğin yok mu ceylan
ruhumu kanatlandıran
an be an kaçmaya hazır haline
ne aşklar susadı
Devamını Oku
senin kırılgan
ürkekliğin yok mu ceylan
ruhumu kanatlandıran
an be an kaçmaya hazır haline
ne aşklar susadı




Farklı güzellikteyidi dostum yüreğinize sağlık
Evet.Yaratıcılık dediğimiz şey işte bu..
Estetik de bu düşüncenin bir dışavurumu..
An’a yoğunlaşmak.
Çünkü yaşadığımız nesnel ve öznel bütünsellik hep an’a ilişkindir..
Her ne yapıyorsak, o an yapıyoruz.
İnsan böyle düşününce her an; her yapılanda yoğunlaşmayı yaşar..
Ve kafası hep ‘güzel’ olur..
İşte diyalektik düşünmek bu demek..
harika bir şiir okudum,yüreğinizin ve kaleminizin sesi hiç susmasın,kutlarım
sevgiyle kalın emi
AN'I NE GEÇMİŞTE,NE GELECEKTE YAŞAMALIYIZ.AN'I AN'INDA YAŞAMALIYIZ Kİ BİR ANLAMI OLSUN VE DÜŞ'TE YAŞANMASIN DİYORSUNUZ.SİZE KATILIYORUM.GÜZEL BİR YAZI.TEBRİKLER KALEMİNİZE..
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta