Dışım sarp bir kayalık, geçit vermez sanılır,
Herkes bu sessizliği, büyük bir güç yanılır.
Oysa içimde çocuk, her gece kan ağlıyor;
Yorgun omuzlarımda, koca bir dünya kalır.
Güçlü olmak bir tercih, bir heves değil bende,
Zorunlu bir zırh kuşanmışım bu yaralı tende.
Kimse bilmez kalbimde fırtınalar koptuğunu;
Gülüşüm bir maskedir, saklanır her gölgede.
Kalabalıklar içinde bir başıma kaldım,
Kendi sesimden kaçıp, suskunluğa sığındım.
Dağ gibi duruşumun arkası ıssız bir çöl;
Ben en çok kendime, en çok içime geç kaldım.
Kimse sormaz halimi, herkes dışıma kanar,
İçimdeki o çocuk her gece ismini anar.
Yalnızlık bir gömlekmiş, dar gelir bedenime;
Söndüğümü sanırlar, ruhum gizlice yanar.
Şimdi dizlerimde fer, ruhumda derman bitti,
Gönlümdeki o neşe, bilmem ne zaman gitti.
Taşımaktan yoruldum bu sahte maskeleri;
Hayat denen bu kavga, beni benden tüketti.
Eskidi hayallerim, yüküm sanki bin asır,
Bu dik duruş altında, nice kırgınlık mahsur.
Yorgunum artık dostlar, hem de çok yorgunum ben;
Sırtımdaki bu dünya, ruhuma oldu nasır.
Beni bu "güçlü" halimle tek başıma bırakanlar,
Yaramı görmeyip de, sadece alkış tutanlar;
Sitemim size değil, bu sahte düzene elbet;
Hakkım helal değildir, ey ruhumu yoranlar!
Dağ gibi durdum evet, ama altında ben kaldım,
Sahte bir zafer için, bin canımdan vazgeçtim.
Beni güçle sınayıp, enkazımı izleyenler;
Ben bu yorgun sonu, bizzat sizin elinizden seçtim.
Kayıt Tarihi : 30.1.2026 19:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!