silüetlerin dudaklarını titreten şey,
nefes kimdir, diye sordu yabancıya.
"ölümle ışığı ayıran" dedi başka bir dilde,
ölmeden önce ışığı görürmüş insan.
kirpiklerini birleştiren yağmur damlalarıyla,
köşe başlarını mesken tutmuş iki sefil.
solgun kırmızıların sarhoş ettiği kadın:
denizlerin dalgasına benziyor saçların.
ya da balıkçı teknelerine sığınan adam,
kızar mısın dudağının rengini çalsam?
gözlerden akan nehir kaç farklı denize açılır?
iki kalbin arasında nasıl "bir" yaşam var?
kıyısında sandalların değil
cesetlerin oluşturduğu kalabalık,
ecel çanlarıyla titreyen berrak dalgalar!
rüzgarı kaç kez mağlup etmiştir yabancı?
damla damla yok olan,
-adı lazım değil bilirsin her dilde yalnızlığı-
ölümün kıyısında bir kadın var.
saçları değil gözleri kırmızı fazlasıyla.
kanlı canlı ama ruhu çekip gitmiş vücudundan.
bu kızıllığı nasıl yaratabilmiş tabiat?
bilinmezliğin kırdığı dalgalar,
belki bir gün siyah akmaz denizler!
belki bir gün...
vazgeçer kadın ve anlamaya başlar.
suya teslim eder kendini, balıkçıya izin verir.
koyu siyah gözleriyle dudaklarının rengini çalmasına.
Kayıt Tarihi : 17.6.2024 14:38:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aydos Sayı: 31/ 2023

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!