Din üzerinden öyle hava atanlar var ki.!
Mina'da Şeytan taşlamaya gitse.?
"Sen hangi yüzle gelip beni taşlıyorsun" diye,
Şeytan oları taşlayacak..
..
O güneşler ki akşamın alaca karanlığında
Vatan namus din uğruna
Canını cananını seve seve veren yiğitler
Acaba bizden ne istediler
..
Kesme - yakma diri diri.
Fırat almaz senin kiri,
Çık aradan din taciri,
Bırak beni bana bırak…
..
Ne din bilir, ne devlet, ne adaletten anlar,
Kaymakçı zihniyetin türettiği piyonlar.
Her temizlik zamanı bunları süpürürken,
Süpürgenin sapına dolar “bukalemunlar.”
..
Özgürlük dağa kaçmış, gören yok, ardından ağlayan yok
Bir kaçımızın gözleri bağlanmış, din yok, savunulacak millet yok
Dağlar eskiden yarılmış, artık kurt yok, ardına geçecek Türk yok
Sana vaad edebileceğim geçmişten kalmış tek atımlık bir ok
..
Aşk iki kişilik bence
Din tek kişilik anca
Grup takılma gönlünce
Yalnız kal böylece
..
benim tanrım sizinkinden farklı...siz kendisine tanrım dersiniz ben ona dost derim.benim tanrım inanın bencil değil...ona hergün ibadet etmemi istemiyor o bana bu dünyayı verdi gez eğlen hüzünlen diyor...ben sana bu kadar güzellik verdim cenneti cehennemi düşünmeden yaşa diyor ama dürüstçe...
benim tanrım diyorki ben onların tanrıları gibi sömürücü değilim benim adımı kullanarak insanları kandırma diyor...sev beni karşılıklı sev çünkü yarattığım dünyayı beğendiysen sev yarattıklarımı beğenmediysen nefret et diyor...benim tanrımın geniş açılara sahip düşüncesi karşı cinsini sev sokak başlarında askerler olacağına sen seviş onlarla...tanrımı ben çok seviyorum neden mi...bana dört kitapta bulunmayan şeyi öğretti...insanlığın yapısal hareketlerini...ne havraya gittim nede kiliseye.camiye gitmişliğim olmuştur bir kaç sefer sonra tanrımı tanıdıktan sonra onların ayakçılarında vazgeçtim ne havraya ne camiiye nede kliseye gittim...haçı hala toplama işareti olarak algılarım...pozitiflik sembolu yaşamın diye hristiyanların avuntusudur belki...ya yahudilere ne demeli yıldızları kocaman dünyayı şehvetle saracak kadar belki parlaklıklarının sırrı filistin halkının kanını o parlaklıkla örtmek içindir...müslüman kardeşlerime ne demeli vakıfsal ve tarikat bağımlı islam düşüncesi...islamı utanmadan birde felsefe diyenler...dinlerin çatışmasının nedensiz saçmalıkları...Benim tanrım diyor ki vazgeç bunlardan sen insansın...insan gibi yaşa...insanca öl...ben tanrıma burda katılmıyorum işte...insan gibi öl demiyormu deli ediyor beni...şu üç din yüzünden patlamalar ve insan eti ve kanı...insanca ölünmüyor onların tanrıları yüzünden...benim tanrımın büyücüye şeyhe ıvıra zıvıra ihtiyacı yok...benim tanrım o putperest aşağılıkları elleriyle yıkıyor...benim tanrım beni seviyor bende onu...
Amin
..
Binlerce yıllık geçmişi, tarihte yüklendiği rolü ve taşı şiirleştiren mimari özellikleriyle Mardin, UNESCO nezdinde yapılan girişimlerle Vatikan ve Kudüs’ten sonra üçüncü dünya kenti olmaya hazırlanıyor.
Benim için Mardin, Güneydoğu’nun gelişmekten yoksun, terör belasına kurban edilmiş, kış oldu mu herkesin evine mahkum olduğu, doktora ulaşmak için hastaların kilometrelerce sırtta taşındığı, Yeşilçam filmlerinin o muzdarip kentlerinden biriydi. Mardin hakkında televizyonlarda gördüklerim, dergilerde okuduklarım ise bana sadece taş yapıların basamaklar gibi durduğu tarih ve dinler kentini anlatıyordu.
Mardin’e M-Oil Petrol şirketinin sahibi Süleyman Bölünmez tarafından davet edildiğim dönem, derginin baskıya gitmesi gereken günlerdi. Dergiyi gözüm arkada kalarak arkadaşlarıma emanet edip, 1600 kilometrelik uzun yolculuğa tek başıma koyuldum.
Pazar günü saat 13’de Mardin’de olmalıydım. Çünkü Süleyman Bölünmez ve Mardin Valisi beni bekliyorlardı. Ama ne var ki Cumartesi saat oniki ve ben halen İstanbul’dayım. Tam bir gün sonra 1600 kilometre ötedeki şehirde olmalıyım ve yolların durumu hakkında hiç bir bilgiyi de yanıma almış değilim.
..
Hayatı indirgedi insanoğlu, bak şuna!
Yeyinti borusuyla üreme borusuna.
Ne din, ne iman kaldı, ben de hayvanım dedi,
Şuna bakın, bir şuna, Adem'in oğlusuna...
..
A dın dilimde her an Ayşem
Y aktın beni, duygularıma vuramıyorum gem
Ş ikayetçiyim senden,işitmiyorsun beni ne söylesem
E vet sensiz seninleyim ben her dem.....
..
İnsanlara Karnını Doyurmak için EKMEK
Savaşmak İçin DİN Verin
işte ozaman Yerler birbirlerini..
..
Tanınmaz bir ruh haline girdik,, bize insanlığımızı unutturan,yani insanlıktan çıkartan..
bırak hayvan olmayı, hepimiz olduk birer şeytan
Pazarlanmayan, ne din kaldı, nede iman,
okadar şerefsizleştik’ki korkar oldu bizden, içimizdeki şeytan…
..
Hz.Yusif
Yusifi yaratdı Allah dünyada ə n gözə l, Külli dünyanı gə zsə ydin tapmazdın elə gözə l Mə hə mmə din nurundan yaratdı Yusifi ə n gözə l Züleyxanı da Allahın istə yilə etdi yenidə n gözə l Bu gözə llik başına bə la oldu Yusifin Qardaşları bu işdə ə lbir oldu Yusifin Atdılar Yusifi qaranlıq bir quyuya Allah Cə braili göndə rdi Yusif üçün quyuya Yaqubun gözlə rinin nuru getdi ağlamağdan Bə lkə bir gün xə bə r gə lə r kömə yi Allahdan Allah Cə braili göndə rdi Yaquba kömə k Dedi ağlama ey Yaqub vaxtında edə cə k kömə k Vaxt yetişdi Yusifi atdılar zindana Çünki Züleyxanı rə dd etmişdi mə rd-mə rdanə Qeyrə tini göstə rdi bütün cümlə alə mə Zindanda etdi neçə insanı müsə lman Bilmə di bir sə hv buraxdı etdi bunu yenə şeytan Amma tövbə edib tez yetişdi savaba Sonra Misir şahı olub pə rvanə oldu külli dünya Bağışladı qardaşların göstə rdi mə rhə mə tin bütün alə mə Atası Yaqub ilə qovuşdu ibrə t oldu bütün alə mə
..
Bendine can bendine
Bak varlığın bendine
İslamdır tek çaremiz
Kurban olam ben Din e
..
Dinimiz hayat,hayatımız din,
Sözler pul olmuş kalbin dilini bil.
Gerisi çer çöp,kokmuş bayat,
Bir işe yaramaz kaldır çöpe at.
..
En son hayalimi sen sandığım kaçıncı gece,
Sen hala sevaplarındasın,
Senin ibadetinle iman ettiğim kaçıncı din,
Sen hala kendi secdendesin.
..
yâr'ımdın..
yarım''dın..
yarınım'dın..
yanıldım sadece yanıldım..
..
Bitmez mi ki acaba nefret, kin
Nerde kaldı gören yok iman, din.
Yükseltme gururu üstün bin.
Utanda bak, gülüyor şeytan, cin.
..
zamana yayılmış bir çığlık duyulur anaların öfke ve şefkat dolu yüreklerinden,külliyeler ve manastırlar şahitlik eder kadim din ve kültürler ile,
habire acı yoğururlar yüreklerinden insanlığın olağan sessizliğine ve bir hawar kopar ağızdan edi bese diye,işte o an utanır adamlar iradelerine benzin dökerler yanmaz ana yüreği gibi,
utanırlar,utanırız...
bir buram utamı bir kaşık ile yüzlerine sürerler unutmamamk için utançlarını...
..
Şairi bol bir ülke idik.Şimdi buna sanatın başka alanları da eklendi.Başta resim ardından fotoğraf ne bileyim daha dikkatimizi çekmeyen bir çok alanda bir çok çalışma yapılıyor, paylaşılıyor, eleştiriliyor, sergileniyor hatta satılıyor bile.Ben şiirle daha yoğun ilgilenen biri olarak bu alandan örnekler üzerinde yazacağım.Şiire ilişkin bir çok site var sosyal medyada.Çoğununda yüzlerce üyesi.Şiirler paylaşılıyor yorum ve beğeni alıyor,eleştiriliyor.Aslında pek dilim varmıyor eleştiriliyor demeye ama...Çünkü yazılanların çoğu şiirin yapısal eleştirisi anlamında yorumlar değil.Genelde şairin ruhunu okşayacak bir amaca hizmet eden anlaşılmaz övgüler.Çoğunlukla da sitelerin en popüler,çekici ve etkin üyeleri en çok yorumu ve beğeniyi alanlar oluyor.Gördüğü ilgiyle şiir kalitesini karşılaştırdığınızda zaten hemen gözünüze çarpıyor bir şeylerin yanlış yapıldığı. Bunun şiiri yazana da,sitedeki diğer üyelere de zararı dokunuyor.Şiirde ve genel anlamda sanat algısında akıl almaz bir gerileme süreci yaşıyoruz.Şiirin öznesi sanki her şiirde şairin kendisi imiş gibi yaklaşıp, işlenen tema üzerinden hayat bilgisi dersi vermeye kalkışan yorumlar ise ne yazık ki en sık karşılaştığım ve en garipsediğim örnekler.
Bir başka tuhaflıkta şiirin değeri konusunda.Zaten beni bu yazıyı yazmaya zorlayan ana neden de bu.Sanat eserinin değerini konusundaki yücelikle ilişkilendirmek hastalığı.Din temelli ögeleri çok ön plana çıkaran birisi bu alanda yazılmış bir şiiri göklere çıkarıyor.İşleyişe, şiirselliğe, konu bütünlüğüne, geçişlerdeki başarıya, imge kullanımındaki maharetlere ve inceliklere hiç bakmadan.Kendisi açısından yüce bir konuda yazılmış olanı yüceltiyor.Bir başkası aynı hatayı diyelim ki ulusal duyguların dile getirilmesinde yapıyor.Bir öteki sosyal duyarlılıkla ele alınmış bir konu işleyen şiiri baş tacı yapıyor, şiir kalitesine hiç bakmadan.Oysa sanat eserinin değeri işleyişteki ustalıkla ölçülür.Böyle ölçülmelidir.Coşkuları gerçek nesnelere bağlama becerisidir şiiri (Sanat eserini) özgün ve değerli kılan.Asla konusundaki yücelik değil!
..



