Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.
Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın,
Her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın...
Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,
Ama bayram gelince, karışmasın rakıma(!)
..
İhlaslı talipsen pirini hak'la
Din Muhammed iman Ali değil mi?
İncil, Tevrat, Zebur, Kuran'ı yokla
Din Muhammed iman Ali değil mi?
Kuran'da okunur Ali'nin ismi
Doğrunun dostudur erkanı cismi
..
Dünya’da yaşayan her insan.
Gerek duyuyorsa inancına her an.
Hayatında kine yer vermez,hiçbir zaman.
Varsa bir insanda kin,olurmu acaba onda din.
İnanç kitaplarında benliğe yer verilmez.
..
17]Bu tür fevri ve hissi anlayışlar, güncel devlet olmanın, güncel devlete değin kurumlaşma kurallarını bilgi olarak tam ikmal edememenin, bütün yanılgılarını taşımaktadır. Bu yanılgı kişileri inanç ayrımcı olmanın içinde tutar. Bu yüzden kişilerini düz mantık çıkartışlı yapmıştır. Hâlbuki siz, böylesi bir inakçı anlayışla, Kurtuluş Savaşı hareketinin oluşturulması esnasındaki, din adamı alimlerinin olumlu vaazını hiç dinlememiş olup da, öz hareketin içine katılan; dinsiz ya da gayri Müslimlerin var bulunmalarını, bunların bu mücadeleye katılma hareketini, bu tür din eksenli düz mantığınızla, asıl okuyacaksınız?
Bir kutsal hareketi, herkes baktığı yerden tutup anlar ve anlatırsa bu tarih bilinci olur mu? Halkın bir vatan sevgisi, bir kul olma Osmanlı tabiiyeti mantığı, ya da yurttaş olma bilinci tanzimat fermanlarıyla ve birinci ikinci meşrutiyetlerin estirdiği kimi rüzgarlarla ve milliyetçilik akımlarının doruklaşmaları gibi araçların etkilemesi ilen yurttaş olma özgür olma vatandaş olma gibi duymalar ve benimsemeler hiç yok mu da, din alimleri olmasa bu iş kotarılamazdı denmeye getirilmektedir? Din alimleri de, sonuçta yükümlülüğü olan bir yurttaş değiller mi?
Din alimlerinin de bilinçli bir toplum ve bilinçli millet aidiyetliği yok muydu da böle söylenir? Halkımız müslüman olmadan önceki yaşantısı için de yurt savunması bilinci çoktan oluşturmuş, kendi yurtlarını savunmuş, bir çok devletler kurmuştur. Aksine dini inançlar, halkımızın var olan bu bilincinin üzerine oturmuş ve gelişmiş devinmiştir. Yani yurt sevgimiz inancımızdan dolayı değildir. Aksine inançlar zaten var olan yurt sevgimiz üzerine konumlaştırılmıştır.
20 Nisan 1920 günü Temsil heyetinin bildirgesi 'devlet otoritesi olmanın bilincinde olan' herkesin manen olumlaması gereken bir haldir. Bu bildirge; en tabii, en gerçekçi ve kontrolsüz gücü, kontrol altına alan, kitleleri kazanmak için bir sosyolojik yaklaşımdır. Orada şaşa kalacak bir tavır yoktur. Ve orada, ülkenin gelecekteki inşasına katılacak olan bir inşa olur denli ufacık bir katılma malzemesi de yoktur.
..
Dininiz Birdir
Ey insanlar! Hak dininiz bir tektir.
O da: Allah'ı saymak ve sevmektir.
******
Din, Allah'a Göre Olur
..
Tek millet, tek bayrak, demişse tek dil,
Din demek isterken meğer dil demiş!
Kusursuzdur hâşâ, her sözü tekmil,
Din demek isterken meğer dil demiş!
Dil sürçmesi, Erdoğan çark etmemiş!
Yeni buldu, eskisini terk etti,
..
Taasuup sığınılan liman gibi
Ne başı belli ne ortası ne dibi
Her gün makası elde geziyor
Zihinleri paramparça ediyor
Sorun bir Taasuup nedir diye
Ateistlikten beterdir derim size
..
Senin için gülerdim bir zamanlar
Çünkü benim umut ışığım dın
Heyecan dolardı parlardı gözlerim o zaman
Çünkü benim umut ışığım dın
Gecelerde yalnızken korkmazdım
Gündüzün dertlerine hiç aldırış etmez
..
Din ruhumuzun işi,
Ruhlar dinsiz kalmıyor,
Bâtıl kalpte hastalık,
Ruhlar hastalanmıyor…
Din bedene de lâzım,
Beden topraklanıyor,
..
Nasil bi siir sever din
bilmem.
Ekmegemi surer, bahceyemi eker,
yakanami takar, ne yapar din,
bilmem.
Belki de cigarani yakar,
bahceyi beller, yakani silker,
..
YASAKLI SAKLI v HAPİS YÜREKLİ bir SEVDANIN GÜNLÜĞÜ...
Aşığın-dım
Deli divanen-dim
Senle seni yaşayamayan-dım
Bi-çare imkanSIZIM_dın
Sen candın canım-dın canım-da canım-dın
..
Sunduğu gerçeklerle ipuçları yöneltir,
Yaşayış tarzımızı, uygun hâle getirtir…
Din, Rab’bi hakikattir batıl yolu reddeder,
Doğru yolda yürütür, hurafeyi engeller…
Din, merhamet emreder, ruhu olgunlaştırır,
..
Hangi din ki öldürmeyi meşru kılar
Öldüren iki alemi birden yıkar
Musa yı bilen nasıl masum yakar
Yok öyle bir din hiç gelmedi
Modern silahlar sapan atana kurşun atar
Kimyasını bozdular nimetin sehir satar
..
Din asıl, dünya ve siyaset fer’idir. Dünya ve siyaset dinin inkişâfına alet olabilir. Fakat din, dünya menfaat ve siyasetine âlet olamaz. Âlet edenlere lanet vardır.-Süleyman Hilmi Tunahan.
Ey Yüce Allah'ın güzel kulları,
Dini siyasete alet etmeyin.
Allah ile ayırmayın yolları,
Dini siyasete alet etmeyin.
..
En acı gün hakkıdır dünyaya çağrı sanki. O çağrıyı duyacak ‘Dünya’ ile ve öncelikle insanlık adına; “insanlığı konuşma programı anlaşması”nı sunma, onaylatma, uygulatma ile “pazar alanı” başarmalıyız. Ancak;
--Bizim bir “Terörle mücadele merkezi” ve kurumlarımız var mı? Hükümet gerçekten terör mü besliyor? Ödevimizi çalışıyoruz diyor da hep, elbette bu yüzden sorulur böyle... Hem, Millet ve Ordu niye veya neye eğitiyoruz onları? Onlar meclisteler, ama Türkiye’ye hizmet hariç, yapılmasını isteyen her ülkeyi memnun ediyorlar.....
--Bölge halkı Türkçe konuşmak istemiyor demek ne demek? Türkiye`de yaşayacaklar diye mi bu çare sunulurmuş? Türkiye`de bir vatandaşın kendi kendini koruyabilmesi bir kutsallıktır vatan bütünlüğünde! Dili ötekileşmek, sıkmabaş gezinmek ya da peçede dolaştırmak, ayağı topal, kolu bağlı, gözü şaşı, beli kambur etmektir bu! Can sağlığına saldırıdır yani! Din dilimizin Türkçe olmasına seviniriz, her din mensuplarının din dillerinin lisanlarıyla aynı olduğu gibi. Ancak, okulda, memuriyette, sokaklarda vs.dincilik gösterisi bir şekilciliğe şer deriz biz. Ama her din mensuplarının ibadethanelerde, evlerde hürce ve öğrenmeye olanaklarıyla, kamu alanı ve okulda ‘kural ve yasalara uyum’ ile elbette, insanlıklarını insanca yaşayarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak veya Türkiye Cumhuriyetinde yaşıyor olmak yeterince kültür güzelliğidir.... Veya;
:::::Kimileri adına, belki mücadele etmeye modern olmanın anlamına yetişemiyorlar demeyeceğim, çünkü bu laf curcunacıları zaten neye, niye, ne dediklerini hem bilmiyor, hem duymuyor kendi söylediklerini. Türkiye’de örneğin, bunu bilen hep bir Türk olacak ve mücadele edemeyenlerin uğruna da mücadele edeceğim diyecekler. Bu bizim kültür anlayışımızdan biridir sadece. Onları rahatsız etmeye hak sırtlanan sırtlanlar bu Türklüğü bulacak karşısında ve çünkü, işte bu “Birlik” Türkiye`mdir bir uçtan öbür ucuna!
..
YAHUDİLİK, SİYONİZM VE İSLAM
‘EY İsrail oğulları size ihsan ettiğim nimetimi hatırlayın ve bana verdiğiniz sözde durun ki ben de size verdiğim sözü tutayım. Ve benden sadece benden korkun.’ (Bakara 40)
Önce onlara verdiği nimeti hatırlatıyor. Allah. Bu nimet neydi. Bu nimet onları kölelikten ve Firavun ’un zulmünden kurtarması, Nil’in yarılarak karşıya geçmeleri, aynı düşmanları olan ve onları yollarından çevirmeyerek amacıyla veya öldürmek niyetiyle gelen Firavun ve askerlerinin aynı Nil nehrinde boğulması, çölde gökten helva bıldırcın eti indirilmesi, cahil ve sapık bir kavim iken kendilerine yol gösterici Musa peygamberin ve kutsal kitap Tevrat’ın gönderilmesi, onlara Kudüs ve çevresinin va’d edilmesi, çölde Musa as a isyan ettiklerinde Allah’ın onların başları üstüne dağları kaldırması ve pişman olup tövbe edince bu belayı onlardan gidermesi, sapıttıkları her merhalede onlara peygamberler gönderilecek doğru yola çağırılmaları. Bütün bunlar bu millete verilen nimetlerdir.
Allah’ın İsrail oğullarına verdiği ve onlardan aldığı söz neydi. Sonraki ayet bunu açıklıyor. Allah’ın onlardan İslam’a girmelerini istediğini anlıyoruz.
‘Yanınızda bulunan (Tevrat) ’ı doğrulayıcı olarak indirdiğim Kur’an’a iman edin, onu inkar edenlerin ilki olmayın! Benim ayetlerimi birkaç kuruşa değişmeyin ve benden, ama sadece benden sakının.’
Bu sözün Tevrat ve İncil’de peygamber olarak gönderileceği bildirilen Hz Muhammed Mustafa (SAV) ve Kur’an’dı. Onlardan bu peygambere uymaları ve kitaba inanmaları isteniyor, bu peygamberin ve ona gelen kitabın Tevrat ve İncili tasdik edici olduğuna dair bilgi verilerek işaret ediliyordu. Bu açık bir işaret ve delildi. Ve ona iman edecekleri sözü onlardan alınmıştı.
..
Din her zaman vardır,
Dinsiz toplum olmaz.
Dinsiz hayat zordur,
Dinsiz toplum olmaz.
Din Ademle başlar,
Kötülüğü dışlar.
..
SÖMÜRÜ DÜZENİ VE GERÇEKLER
Din adına dünyayı yiyenler. Kimler mi bunlar? Başlangıçta iyi niyetle yola çıkmış birçok kişi. Çoğu başlangıçta bu günkü duruma geleceğini düşünmemiştir belki de. Din sömürücüleri bunlara diyorlar işte. Bence her şeyin sömürüsü var. Birileri bir ideolojiyi, birileri mukaddes değerleri bir başkası da insanların özlemlerini sömürüyor. İşte bunlardan en kötüsü ise din sömürüsü dediğimiz mukaddes değerlerin sömürüsüdür. Yazımızın konusu bu olsa da biz konuyu genelleştirerek işleyeceğiz.
İnsanoğlu bazı değerleri kendine ait kılarak o değerler peşinde bir dünya kuruyor böylece hayatlarını anlamlandırıyorlar. Ama bazı kurnazlar - ya da bunlara şanslılar mı desek- bu duyguları kendi emelleri için kullanarak servet yığma şan şöhret edinme yoluna girmişler, kısaca dersek bu masum duyguları ranta çevirmişlerdir.
Öncelikle konuyu din dışı alanda olanlara bir göz gezdirelim: Bu sömürü olayı şöhretler alanında görülmekte özellikle. Sanatçılar futbolcular bu alanın rekortmenleri. Yenidünyanın totemleri olan bu insanlar sıradan insan olduklarını unutup bir yalanın peşine düşüyor, bu yalanı kendi uydurduğu için önce kendisi inanıyor sonra başkalarına inandırıyorlar. Tabii bu işte medyanın payını da unutmamak gerek. Bu mitleri onlar besliyor onlar yaratıyor ve onların üzerinden getirim sağlıyorlar. İç içe getirim dünyası. Ve bu getirim dönüp dolaşıyor bir yaşam tarzına ulaşıyor. Karşılıklı aldanma ve aldatmalarla sürüp gidiyor bu dünya. Sanatçılar bizi eğlendiriyor biz onları ödüllendiriyoruz. Şöhret ve onun gerek moral gerek maddi getirisi bu sömürünün merkezi.
Gelelim din sömürüsüne ve bu sömürünün gitgide yaygınlaştığı dünyamıza. O kadar ki adım başında rastladığımız bu tipler gitgide artarak sıradanlaşacak, gerçek inanç erleriyle bu tipler karışacak git gide birbirinden ayrılamayacak h hale gelecektir. İçlerinde siyasi parti liderlerinin de olduğu bu tipler irili ufaklı olarak aramıza karışmışlardır. Bize düşen onları tanımak ve ayıklamaktır. Adam başlangıçta güzel söylemlerle -belki de iyi niyetle- girişmekte ama zaman içinde şekil değiştirmektedir.
Benim çok yakından tanıdığım bir kişi dindar kimliğiyle yıllar önce bir vakfa üye sonra başkan olmuştu. Aradan az bir zaman geçti bu kişi bir cami derneğine başkan oldu. İki kuruluşun başkanı kendisi olduğu için caminin mülkiyetini vakfa devretmesi zor olmamıştı. Yıllar geçti bu vakıf bir TV kurdu. Bu TV caminin müştemilatındaydı. Dernek ve vakıfların TV kurmaları yasaklanınca adan TV evine taşıdı. tuttu bu TV yi ranta çevirdi bir dönem sağcı partilerden yardım alamadığı için sol partiye angaje oldu ve beldenin aynı sol parti tarafından kazanılmasını sağladı. Caminin alt katlarını yüksek ücretle kiraya verdi. Vakfın yönetim kurulunu değişti. Vakfı aile şirketi haline getirdi. Kısa bir zaman önce öldü. Şimdilerde caminin istimlaki söz konusu. Arkada bir alanı belediye istimlak etti ve camiye tahsis etti. Eski cami yer ve binasına milyon istimlak bedeli verdi ama vakıf kabul etmedi 11 milyon istiyor. Yeni camiyi kurulan dernek yapacak. Rahmetlinin çocukları davayı sürdürüyor.
..
A.Mustafa Kulaber
Laiklik Latin kökenli bir sözcüktür. Siyasal bir kuruluş olan devleti, dinin dışında tutmak suretiyle korumak, kişilerin inanç ve tapınma özgürlüğünü güven altına almaktır. Devlet yönetimini dinsel kuralların dışında tutarak yürütme işidir. Bu ilkede aklın gereklerini ön planda tutmaktır.
Laiklik kültür seviyesi az gelişmiş toplumlarda çok geçerli bir ilkedir. Dinin devlet işlerine, devletin de din işlerine karışmamasıdır Ancak devlet mensup olunan dinin kurallarının yerine getirilmesinde anayasa ve yasaların amir olduğu çerçevede gerekli birimler oluşturarak halka hizmet eder. Böylece devletin görevi dini siyasete karıştırmadan inancın saygınlığını güvence altına almaktan başka bir şey değildir. Ülkemiz toplumunun yüzde 99'u İslam'dır. Başka dinlerde var olduğu gibi mezhepler, hatta tarikatlar da mevcuttur. Bu inanç ve düşünceleri birleştirmek mümkün olmadığı gibi, mezhepleri de birleştiremezsiniz. Müdahale ettiğinizde insanları da yatıştıramazsınız. Kargaşanın kapısını açarsınız. Din ve vicdan özgürlüğünü laiklik sayesinde koruyabilirsiniz. Bundan dolayıdır ki Türk milleti milli ve dini günlerde birlik ve beraberlik içinde güçlülüğünü korumaktadır İsteyen, istediği dini, istediği mezhebi, istediği düşünceyi seçebilir. Çünkü kişinin düşüncesini söküp atamayız da ondan. Ancak bu kurumları siyasete alet edersek yasaları çiğner, toplumu hoşnut edemeyiz.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesinde yani temel omurgasında varolan çizginin dışına kimselerin çıkma hakkı tanınmamıştır. Değişmez bir çerçeve konmuştur. Bu çerçeve ülkenin ve milletin devamlılığı ve bölünmezliği vazgeçilmez ilkesidir. Bu da. Anayasamızın ikinci maddesinde yer almıştır. Aksi halde bu huzuru, birlik ve beraberliği bulamayız. Bu milletin inancı vardır. İstediği gibi ibadetini yapar. İslamın şartlarını yerine getirmede hiçbir engel yoktur.
Atatürk: 'Kişi her istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine göre bir siyasi fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin şartlarını yerine getirmek veya getirmemek hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz. Vicdan hürriyetinin kişinin doğal hakkı' diyerek laiklik ilkesinin getirdiği din ve vicdan özgürlüğünün ne kadar önem taşıdığını göstermektedir.
Dini ve vicdanı güvenceye alan laikliktir. Devlet siyasi bir örgüttür. Din Allah ile kul arasında bulunan bir vicdan işidir. Toplum bireyleri dini inançlarını düşündüğü gibi yaşar. Bugün ülkemizde namaz kılma, oruç tutma, camiye, cemevine git veya gitme diyen ne bir yasa ne de uygulama vardır. Anayasamızda, 'herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir' der.
Yeter ki ibadetini yap, istediğin dini kabul et, ama haram yeme, adam öldürme, rüşvet yeme, yalan söyleme, kimseyi kandırma, herkese saygı ve sevgi göster, ülkene, milletine ve insanlığa hizmet et İşte Allah'ın istedikleri bunlardır.
..
Din alemşumül olup Hak emridir,
Dini çıkar için kullanmak günah.
Dini bireysel kılanlar cimridir,
Dini çıkar için kullanmak günah.
Kuran daima benim yanımdadır,
Onun etkisi benim canımdadır.
..



