Benim sana uzaktan, dilsiz bir birikmişliğim var,
Göz ucuyla değsem yüzüne, içimde rüzgârlar yatar.
Düne dek başkasının göğsünde nefesleniyordun,
Sana her bakışımda, kendi yakama yapışıyordum.
Bugün bir fısıltı dolaştı, yıkılmış sığındığın liman,
Çözülmüş o kördüğüm, ansızın özgür kalmışsın şu an.
Nasıl garip bir sevinç bu, nasıl utandım kendi içimden,
Bir umut fışkırdı da, hemen acımasızca kestim kökünden.
Çünkü sen sabahın ilk ışığı, göğün en cömert mavisi,
Ben ise kendi gecesinde kaybolmuş, bir gölge çizgisi.
Hangi yüzle uzatırım sana, bu nasır tutmuş ellerimi?
Bozamam ahengini, karanlığımla kirletemem cennetini.
Her gün aynı sokakta, aynı sükunetle izlerim seni,
Uzaktan seyretmekmiş meğer, bu aşkın yegâne tesellisi.
Satırlara döküldün ya, nihayet omuzlarımdan kalktı dağlar,
Sana yüz yüze edemediğim ne varsa, şimdi bu kâğıt ağlar.
Şimdi seni son kez yazıp, kalbimin en serin yerine gömüyorum,
Adının değdiği bu şiirle, tarifsiz bir sükuna bürünüyorum.
Sen hiç bilmeyeceksin, içimde kopardığın o görkemli kıyameti,
Ben uzaktan seveceğim, üstüme sıkıca örtüp bu sessizliği.
Kayıt Tarihi : 18.05.2026 01:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!