Şehir yorgun bir hırka gibi sırtıma atmış sesini,
Herkes kendi kuyusuna çekilmiş uykular derin.
Bir ben kalmışım bu karanlığın tenhasında,
Zihnimde eski bir göçün uğultusu,
Yüreğimde iki uçurum arasında salınan o sarkaç.
Ne toprağa sığınıyor bu sızı ne göğe sığıyor,
Arafta asılı kalmış ömrümün kısa özeti gibi.
İçimde bir türkü, telleri paslanmış bir sazın feryadı,
Söylüyorum ama diller dilsiz, kulaklar sağır
Belki de çoktan unutulmuşuz bir kış masalında.
Hayata eğilip soruyorum "Uykuda mısın?"
Cevap, aralanan pencereden giren o buzdan sessizlik
Şimdi ciğerlerime çektiğim o son nefesi,
Vermekten vazgeçmiş bir mahkûm gibi tutuyorum içimde.
Sokaklar ıssız, kaldırımlar kimsesizliğin aynası,
Sesim yankısız bir boşluğa emanet şimdi.
Ama yine de buradayım, bu kederli nöbetteyim,
Hâlâ söylüyorum, duyulmayacağını bile bile.
Sessiz karanlığında gecenin, uykusuz gözler
Hâlâ bir muştu gibi bekliyorum sabahın o ince sızısını
Kayıt Tarihi : 26.12.2025 10:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!