Eliften yeye yayan yürüdüm
Harflerin gizeminde mana aradım
Bir abdal iken susuz çöllerde
Sevdanla mürşide vardım Dilanım
İlmin engininde dolandım durdum
Sana varacak her yolu sordum
Şu tüyden geçmen gerek dediler
Sıratı yol eyledim Dilanım
Kalu beladır sana yar dediğim an
Ahdettim,kavlime sadığım her an
Hangi eza,tasa gelse talibim
Canımı yoluna serdim Dilanım
Arifler dergahında çok talim aldım
Zehri, şerbet diye somuna bandım
Çektiysem yolunda bin cefa keder
Herşeyi hayra yordum Dilanım
Gönlümün köşkünü sana yer ettim
Rengi,ahengi daha yeni keşfettim
Gökkuşağı asılı dursun asumanda
Ben gözünün rengine yandım Dilan’ım
Cemreler düşerken ben harlardayım
Sana yazdığımın son satırındayım
Lisanların,dillerin kadri yok artık
Yeni alfabem sensin Dilanım
Her mevsimin sonu illa bahardır
Gönlümden gönlüne bağlı yol vardır
Sevginin ssini bilmez cahilken
Sevdanın sırrına erdim Dilanım
Mart 2012 ERZURUM
Cihat BARIŞ
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Her mevsimin sonu illa bahardır
Gönlümden gönlüne bağlı yol vardır
Sevginin ssini bilmez cahilken
Sevdanın sırrına erdim Dilanım...
Tebrik ederim. Güzel di şiir
çok güzeldi.
Gökkuşağı asılı dursun asumanda
Ben gözünün rengine yandım Dilan’ım
Cemreler düşerken ben harlardayım
Sana yazdığımın son satırındayım
Lisanların,dillerin kadri yok artık
Yeni alfabem sensin Dilanım
başlı başına mükemmel bir şiir aşk da lisan ve dillerin ne önemi var bir göz yeter hele birde güzel bakmasını biliyorsa:))
Çok etkileyici; emekli, oldukça samimi bir şiir diline sahip olan şiirinizi paylaştığınız için teşekkürler.
Beğenerek okudum tekrar okumaktan da keyif alacağımdan eminim.
Kutluyor selamlar gönderiyorum...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta