Diktatörlüğün Anatomisi
Bir sabah uyanırsın,
Devlet yerinde durur
Ama vicdanı taşınmıştır.
İlk gelirler fısıltıyla,
Kapı aralıklarından,
“Bizden biri” diye diye
Odaya girerler.
Kadrolar dolar,
Koltuklar isim değiştirir,
Adalet el değiştirir.
Kimse fark etmez,
Çünkü henüz bağırmıyorlar.
Sonra duvarlar örülür,
Kanun diye tuğla dizerler.
Yetki, tek bir cümleye sığar,
İtiraz uzun bir suskunluğa.
Meclis konuşur ama duyulmaz,
Yargı bakar ama görmez.
“İstikrar” derler,
Sarsıntıyı normalleştirirler.
Üçüncü perde uzundur,
En tehlikelisi.
Ekranlardan ninni söylerler,
Korkuyla uyuturlar halkı.
Düşman üretirler,
Bayrak sallayıp
Açlığı alkışlatırlar.
Gerçek yorgun düşer,
Yalan dinçtir, örgütlüdür.
Vicdan bireyseldir,
Karanlık kolektif.
Ve final…
Kimse bir günde diktatörlüğe uyanmaz.
Bir gün “bana ne” denmiştir,
Bir gün “şimdi sırası değil”,
Bir gün “idare edelim”.
Sonra kapılar kapanır,
Sesler içeri hapsolur.
Sandık durur ama umut sayılmaz,
Hukuk vardır ama çağrılmaz.
Ve tarih not düşer kenara:
Bu bir işgal değildi,
Bir teslimiyetti.
Ama hâlâ bir ihtimal vardır,
Her karanlık düzenin korktuğu:
Yan yana gelen iyiler.
Örgütlenen vicdan.
Susmayan akıl.
Çünkü diktatörlük
Tanktan değil,
Sessizlikten beslenir.
Kayıt Tarihi : 12.2.2026 17:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!