Derin Duygular
Biliyor musun, insan kalbi ikiye bölünürken çıkardığı sesi duyamıyor.
Ama ben duyuyorum.
Her adımında benden uzaklaştığını hissederken,
İçimde kırılan şeylerin sessizliğini taşıyorum.
Ben seni beklemekle öğrendim zamanı.
Dakikalar ağırlaştı, saatler çürüdü,
Takvimler elimde küle döndü.
Ama senin adın, yanmayan tek kelime olarak kaldı.
Bir şehri sevmek gibiydi seni sevmek,
Sokakları dar, ışıkları titrek,
Ama her köşesinde tanıdık bir sıcaklık vardı.
Şimdi o şehir yıkıldı,
Ve ben hâlâ harabelerin arasında dolaşıyorum.
Sana yazdığım her cümle,
Eksik bir dua gibi yarım kalıyor.
Çünkü sen, kelimelerin bile dokunmaya cesaret edemediği
Bir yarasın içimde.
Bilirsin, umut en son ölür derler.
Ama ben umutla birlikte gömdüm kendimi.
Artık sadece hatıraların üzerinde büyüyen
Kırılgan çiçeklerle yaşıyorum.
Sen gittiğinden beri gökyüzü de değişti;
Bulutlar daha ağır, yıldızlar daha uzak.
Rüzgâr, yüzüme senin olmayan bir ses taşıyor,
Ve ben yabancı seslerle uyanıyorum her gece.
Bir gün dönersen,
Beni aynı yerde bulamayabilirsin.
Çünkü beklemek de insana ihanet eder bazen,
Köklerim yavaş yavaş toprağın altında çürüyebilir.
Ama bil ki:
Çürümek bile senden geriye kalan tek şeyse,
Onu da onurla taşırım.
Gözlerimi kapattığımda hâlâ yüzün var,
Ama yüzün bir yüz değil artık;
Bir gölge, bir sızı, bir kayıp.
Her bakışımda biraz daha siliniyorsun,
Ve ben seni unutmanın suçunu işliyorum
Her nefeste.
Biliyor musun, aşk bitmezmiş.
Ama aşk bazen yaşanmaz hâle gelirmiş.
İşte ben tam oradayım:
Yaşayamadığım, anlatamadığım,
Ama içimden söküp atamadığım o yerdesin.
Ve bu satırları sana değil,
Sana benzeyen boşluğa yazıyorum.
Belki okursun, belki asla duymayacaksın.
Ama bil:
Benim kalbimden çıkan her şeyin adı hâlâ “sen.”
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 16:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!