Mecnun leyla adını, çölde kuma yazsa da
Mezarını çöllerde, yavaş yavaş kazsa da
Tahir kanla duvara, Zühre resmi çizse de
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Belkıs tahtı bırakıp, Süleyman’a varsa da
Hükmü hüsran misali, dünyaları sarsa da
Köşkünü servetini, hep uğruna serse de
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Dağı delerken Ferhat, kazmaları saysa da
Her kazma vuruşunda, yüreğini koysa da
Yaşadığı aşkıyla, yudum yudum doysa da
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Arzu bir haber için, Kamber diye yansa da
Fersah fersah hasreti, yüreğine binse de
Dermansız tüm lekeler, ciğerine konsa da
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Kerem türküler yakıp, ağlatıp saz çalsa da
Saçlarını ta kökten, Aslı” deyip yolsa da
Kızgın kor deryasında, kül misali kalsa da
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Denizleri mürekkep, divit yapsan kamışı
Düşleri tuval edip, nakşetsen tüm nakışı
Kalbine mühür gibi, bassan bütün bakışı
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Yusuf için Züleyha, düşse bütün dillere
Bir kokusu uğruna, kin bağlasa güllere
Gelecek koku için, adak kesse yellere
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Kamber dağlar aşarak, Arzu’sunu bulsa da
Arzu’nun saç telleri, parmağında kalsa da
Aşkları çağlar boyu, destan diye dursa da
Yine de denk olamaz, şu bendeki sevdana
Yağmurlara karışsa, Zeycan’ın gözyaşları
Asuman yastık yapsa, başına sert taşları
Fermanla hüküm olup, vurulsada başları
Yine de denk olamaz, Ataç daki sevdana
Kayıt Tarihi : 16.2.2026 15:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!