Tanrı saymazdı ona kaç kez küstüğümü, o kadar deli zamanlardaydım çünkü. Hayatın en zirvesinde, en dibinde, batıp çıkıp çığlıklar atmaktaydım çünkü ya sevinçten ya korkudan…
Geceleri içimi dolduran sıcak, gün doğunca boşluğa dönüşürdü durmadan. Tüm geçmiş, ağırlık, korku, kaçmak arzusu dolanmış kalmıştı saçlarıma, taramıyordum inadına. Aklımda annemin son bakışı yüzüme, sokaklara atıyordum kendimi, dönmüyordum eksilmiş evime. Ne yüreğimin ne bedenimin bana ait olmadığı zamanları yaşıyordum çünkü ve Tanrı kaç küslüğüm olduğunu saymıyordu bu yüzden. Ve Tanrı küçük umutlar sunup önüme, bekliyordu sabırla daha ne kadar delireceğimi ya da öleceğimi…
Kimsesizliğin
Yalnızlığın
Yokluğun en dibine
Ta dibine
GÜNÜ GELECEK
konuşulmaz gecenin çıplaklığı
vatan hasreti gibi
tene muhtaçlığı sevdanın..
sığınmacı kabul etmeyen coğrafyaların sınırında
tutsak kaldı yüreğim
Sevişmelerde hep alkol tadı
Tenimde eski sevgilerin izi
Ne geçebildim
Ne kalabildim
Üstüme düştü köprülerin karanlığı.
Üşüyen duvarların senfonisi bestelenirken
Güller bir kez daha tomurcuklanır vakitli vakitsiz
Bir çocuk gülümser benzersiz ifadesiyle
Temiz ve iyi göz alır,
Alışmak zamana kalır.
Ayna
Aynada kimse yoktu gülmemi gerektirecek
Ayna boştu benden başka
Salkımsaçak bakışlara karşı koymak için
Hüzne sarılan gülümsemelerle
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!