Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
Bu kadar yürekten çağırma beni!
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
Sevinçten kapında ölebilirim.
Belki de hayata yeni başlarım,
Devamını Oku
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
Sevinçten kapında ölebilirim.
Belki de hayata yeni başlarım,




Allah demek bir dil değil, Allahın özel adı olduğu için allah demek daha iyidir. Tanrı, tapınılan diğer dinlerin ilahlarına da denir. Allah lafzı, Allah'a özeldir ve bizzat Allah-ü Tealâ'yı işaret eder. Allah demek daha evladır.
Base
Çok güzel bir şiir ya ruhuma derinden dokundu
Çünkü Kur-an Arapça yazılmıştır, ve Tanrı Allah kelimesinin Türkçe karşılığıdır. Allah'a hangi dilde hitap ettiğiniz önemli değildir, çünkü yüce Rabbim din dil ayırt etmez
Allah demek bir dil değil, Allahın özel adı olduğu için allah demek daha iyidir. Tanrı, tapınılan diğer dinlerin ilahlarına da denir. Allah lafzı, Allah'a özeldir ve bizzat Allah-ü Tealâ'yı işaret eder. Allah demek daha evladır.
Dedin dedin de ben yeni anlıyorum Allah'ım
Hazreti Mevlana'dan ne güzel bir şiir.
Hazreti Mevlana'dan ne güzel bir şiir.
Tanrı sana bir şey söylemek istediğinde,bir insana bunları söyletecektir................
#epiktetos
Mevlananın geleceğe bıraktığı tüm eserlerinin altında derin Bi düşünce ve anlam yatar. O kadar derindir ki ilk defa okuyan birinin "Anlıyorum ama açıklayamıyorum" algısı çok normal karşılanır. Bu nedenle birinden dinlemek veya öğrenmek bu ve benzeri eserlerin yanlış anlaşılmasına sebebiyet verir. İnsan kendi kendine 5n1k sorularını sorarak yoğun bir düşünce tarzı ile eserin içindeki cevabı bulması gerekli. Bu yorumu yazmanın nedeni güzel bir şekilde açıklamanızın yani sıra bilmediğim bir şeyi öğrenmeme sebebiyet vermenizden kaynaklı. Tekrardan yorumun altına yazıyorum. Bunun için size çok teşekkür ederim.
"O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle."
Tasavvuf deryasına dalmış bir Hak âşığıdır. İlmi, teşbihleri, sözleri ve nasihatleri bu deryadan saçılan hikmet damlalarıdır. O, bir tarikat kurucusu değildir. Yeni usûller ve ibadet şekilleri ihdâs etmemiştir. Ney, dümbelek, tambur gibi çeşitli çalgı âletleri çalınarak yapılan törenler ve âyinler, Hazret-i Mevlana’nın vefatından 3-4 asır sonra meydana çıkmıştır. Halbuki o, ney ve dümbelek çalmadı. Dönmedi, raks etmedi. Bunları sonra gelenler uydurdu. 47 binden ziyade beytiyle dünyaya nûr saçan Mesnevî’sine, her ülkede, birçok dillerde şerhler yapılmıştır. En kıymetlisi Mevlana Câmi’nin kitabı olup, bunun da şerhleri vardır. Türkçe şerhlerinden, Ankara vâlisi Âbidin Paşanın şerhi çok kıymetlidir. Âbidin Paşa bu şerhinde, ney’in, insan-ı kâmil olduğunu ispat etmektedir.
Mevlevîlik, cahillerin eline düştüğünden, bunlar ney’i çalgı sanarak, ney, dümbelek gibi şeyler çalmaya, dönmeye başlamışlar. İbadete, İslam dininin yasak ettiği çirkin şeyler karıştırmışlardır. Hazret-i Mevlana, bırakın ney çalmayı, oynayıp dönmeyi, yüksek sesle zikir bile yapmadı. Nitekim Mesnevî’sinde diyor ki:
Pes zî cân kün, vasl-ı Canan-râ taleb
Bî leb-ü gâm mîgû nâm-ı rab.
Manası şudur:
O halde, Canana kavuşmayı, cân-u gönülden iste
Dudağını oynatmadan, Rabbinin ismini kalbinden söyle.
Bugün, bu tasavvuf üstadının türbesine sonradan konan çalgı âletlerini görenler, işin gerçeğini bilmeyenler, bu mübarek zatın çalgı çaldığını, bu aletlerin onun olduğunu zannetmektedirler. O hakikat güneşini yakından tanıyanlar, bunlara elbette itibar etmez. Zaten bu büyükler, şüpheli şeylerden kaçtıkları gibi, mubahları bile sınırlı ve ölçülü kullanmışlardır.
Bu şiir ile ilgili 107 tane yorum bulunmakta