yüreğini aç
aldırmaz geceye / gelirim
deliyimdir bilirsin
düşünsene…
eyfel kulesinden
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bazen gelirim diyip gidelemiyorda deli olunsada :)
yüreğini aç
aldırmaz geceye / gelirim
deliyimdir bilirsin...
Ne güzel kelimeler yüreğinize sağlık...
şiir duygudur...duyguların sözlere akışıdır...hayatımız duygularla dolu...aşık olmak; sevmek; sevdiğinin tenini hissetmek; bazen doğal,masum bir olayı müstehcenliğe benzetmek; düşlerde,hayallerde yaşamak...herkes duygularını farklı ifade eder...hissettiği gibi yazar kalemi...
Pablo Picasso'yu da bir çok insan anlamaz ama adını herkes bilir...
algılamak,anlamak bir yetenektir...anlayıp yeni ufukları keşfetmektir...
'Bu dar zihinlerde, ufku genişlememiş dimağlarda, zaruri olarak faziletler de dardı.'- Ö. Seyfettin.
bu zihinler sizi yolunuzdan ayırmaması dileğiyle!
açık, saçık gelsede kimilerine 'nü, bir tablo seyreder gibiyim
.çok beğendim.başarılar..
yazık ...bu arkadaş için çok üzüldüm!...şiiri yaşamdan soyutlamak gibi bir acz içinde olmasından ötürü.... şiiri ilk okuduğumda hisettilerimi anlatmakta güçlük çekiyorum ....''yakomozlar vururdu kasıklarının arasına'' ..aklımda dönüp duruyor... iyiki yazıyosun ...vede paylaşıyosun..ne kadar zenginleştirdigini biliyomusunnnn?.........
pornografik? saçma? ucuz? bence bu şiir hakkında yapılabilecek en zavallı yorumlar...iki kişinin tepeden tırnağa aşkla yaşadığı en mahrem anlar ancak bu kadar güzel, bu kadar saf ve üstü nakışlarla örtülü ortaya konablir.. oysa ne kadar insancadır tüm bunlar..bizimle bu şiiri paylaştığınız için gönlünüze sağlık...
Nasıl bir mantıktır bu anlamıyorum, cinsellik kendini eğiten insanın bakış açısına göre değişir. Yemek içmek gibi fizyolojik bir ihtiyaçtır. İnsanlar tarafından sevgiyle bütünleştirildiğinde bu fizyolojik ihtiyaç yüceleşmektedir. Sevginin ancak tensel temasla doyuma ulaşabildiği bir güdüdür. Televizyonlarda, gazete ve sinemalarda hergün istimarla dolu cinsellik haberlerini günlük haber gibi dinleyen ve tepki göstermeyen bu insanlar yazık ki sevgiyle bütünleşen cinselliğin yüceleştirildiği ve ana teması sevgi olan bu şiiri anlamayıp bir satırda geçen cinsellik içeriğine takılıp anlamsız eleştirilerde bulunmaktadır. Bu eleştiri de değil aslında, bu bilgisizlik, bu kendini yetiştirememenin açık bir gerçeğidir. Yazık diyorum.. Asıl ucuzluk bu eleştirilerin kendisindedir.
geceyi gündüze birleştirirdim kırmızı renginde şarabın…
hatırlasana
zaman dururdu
yakamoz vururdu kasıklarının arasına…
her zevk çığlığında sularına gömülürken ben
saçlarımdan kendine çekip
bana « deli’m » diyen, sen değil miydin
Deliler sevmesini bilirler..Çünkü korkusuzdur, mert,tir delilerin sevdası..Esas akıllılardan kokrmak lazım..Duygularına değil aklın çıkarlarına göre hareket edenlerde...
Siz deli kalın..
Sevgilerimle
Atilla bey... harika bir şiir... Duygularınızı kelimelerle çok iyi ifade ediyorsunuz
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta