Gelir şuracıkta,
Şu ağacın altında dinlenirdi.
İhtiyar değirmenci,
Tütün dolu paslı kutusundan
Kalın bir sigara sarar,
Mavi dumanlarını
Baygın yaylalara salardı.
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Enfes bir manzum eser.
Eskiden Anadoluda değirmenciler en büyük gelir elden meslek guruplarının başında gelirmiş.
Osmanlı arşivinde özellikle Temettuat Defterlerinde dikkatimi çeken şey değirmencilerin neredeyse tamamına yakını köy muhtarı olmuş. Köyün en zenginlerindendir. Değirmenlerden elde edilen
kazancın bir kısmı vakıflara vakfedilmiştir. Özellikle karyelerle iller arasında bulunan han olarak bildiğimiz menzillerin masraflarının karşılanması için devlet tarafından tahsis edilmiştir. Değirmenciler aynı zamanda bu hanları başka bir deyişle menzilleri de işleten kişi olduklarından insanlara yardım etmek onların karınlarını doyurmak, ibadelerini sağlamak genetik yapılarına işlemiş. Yalnızca insanların mı ihtiyaçlarını karşılamışlar. Hayır elbette. Hayvanların da ihtiyaçları karşılanmış. Bu tür faaliyetler kanaatimce değirmencilerin ortak özellikleri olmuş. su değirmenlerine memleketimde yetiştim. Çok ta yemeklerini özellikle kömbe dediğimiz ekmeğini çok yedim. Tadı bir başkaydı. Ekşi mayalı kömbelerin. Sayenizde ben de kış günü Fikret Oğuztürk üstadım gibi baharı yaşadım. Yürekten tebrikler efendim. Ellerinizden öpüyorum.
Saygımla,
ABİM;
GALİBA RAVANDA DAĞI OLACAK.
KIŞ GÜNÜNDE BAHARI YAŞATTINIZ HANEMİZE.
TEBRİKLER.
SELAM VE DUA İLE.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta