Ötelerde bir yerlerde çiçekler açar,
Yüzüm eski güzel değil şimdi
Sağnakları izlerken saklı penceremden,
Sığındığım pınarlarım gölgelenmiş,
Ne telaşlı artık, ne berrak şimdi
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
Devamını Oku
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
Şiirleriniz çok güzel şaire çok beğendim
Çok teşekkür ederim onore ettiniz Arzu Hanım. Sevgi ve saygılarımla
Zaman geçip giderken geride bıraktıklarından ziyade alıp beraberinde götürdüklerinden arta kalanlar acıtır üzer insanı ama güzel olan her yaşın güzelliğini ve ayrıcalığını görüp yaşamak ve yüreğinin bir köşesinde hep o çocukla yaşamak... İşte yüreklerdeki o çocuktur hayatı güzel kılan, yarına olan umudu besleyen büyüten, dünyaya güzel bakmasını öğreten...
Kaleminize yüreğinize sağlık Serpil Hanım Kutluyorum efendim...
Saygılarımla...
Bülent Hocam duyarlı ve içten yorumunuz için çok teşekkür ederim.SAYGILARIMLA..
Öncelikle koskocaman buket dolusu çiçekler gönderiyorum size. Eteklerininizin dibinde dursunlar hep diye. O küçük kızla beraber.
Aynaya bakarken yazılmış demek bu şiir. Öylece bir anda. İyi de aynanın söylediğine niçün kulak veriyorsunuz ki. Masallarda o, sadece ve sadece gerçeği söyleyen aynalar. Yok öyle bir ayna bu devirde. Hepsi yalan söylüyor. Benimkini ele alalım mesela. "kaz ayakların fena, ne o bir haftadır tezgahta bekleyen balıklar gibi, feri kaçmış halde bakıyorsun, kırk dört gibi değil, kırık dökük bir altmış dört gibi gözüküyorsun" diyor. YALAN. Külli yalan. O ne bilecek.
Evet bazı bazı yorgun düşüyor olabilebilirim:(
O eski pür-i pak umutlarımın, çıt çıt kırılma seslerinden, kulaklarımın biraz biraz duymayı reddettiğini de biliyorum
Yağmur sonrası gökkuşağı tesellisindeki gözlerimin, yükselen duvarlardan, yok hayır bina duvarları değil, insanların, yaşam telaşı adına, biri birleri arasına ördüğü duvarlardan bahsediyorum, bencilleşmelerinden, kendilerinden ötesini düşünmez hale gelişlerinden bahsediyorum, ki evet işte bu yüzden gözlerimin gökkuşağını görmeyi beklemektan vazgeçtini de biliyorum.
Ama aynalar şunu bilmiyor;
Benim içimdeki çocuk tüm kıymetlilerini hep yastık altında saklardı. Soket çorapların dizlerindeki yaraları örtmeye yetemediği günlerde de durum böyleydi, zamanın yüzüme düşürdüğü izleri pata kremlerin neyin saklamayı beceremediği şu günlerde de durum böyle. Aynalar, o çocuk ve öz kıymetlerini/kıymetlilerini koruması hakkında ne bilecek. Bir küçük kız beni bilir bir de ben de onu. Ama nasıl ki en yakın dost olmak her dakka dip dibe durmayı gerektirmez ya hani, e biz de zaman zaman üç beş gün, bilemedin üç beş haftada bir görüşürüz, ama her seferinde biri birimizi ilk bir araya geldiğimizdeki gibi tazeleriz, tıpkı bir önceki görüşmemizdeki gibi, tıpkı ilk gündeki gibi.. Aynalar ne bilecek. Belli ki siz de o küçük kızla yaptığınız, iki görüş arasında, tam onu da çok özlemişken, geçmişsiniz aynanın karşısına da, onun yalan yanlış söylediklerine boş yere kıymet vermişsiniz. Vermeyin kıymet efendim o boş sözlere. Tek o küçük kız önemli. Unutmayın. Geldi miydi tutun elinden. ve sakın ola bırakmayı. Sonra ne mi?
OHHHH çatlasın aynalar:)))
Sevgi ve saygılarımla
Fulya Hanım'cığım önce bir insan sora bir kadın olarak çok derin bir hissiyatınız var.Hah işte ! denilecek aslında hiçbirimizin yabancı olmadığı duygular bunlar...İşin aslı ne kaz ayakları ne de gölgeler yüzdeki,kaçırmamak küçük kızı elimizden...
Şiirime tercüman olan ve şiiri geçen yorumunuza çok teşekkür ediyorum.
SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM...
yorgunluklarımız yaşanmışlıklar aldanışlar ve daha onlarca hüzün ne işe yarıyor sevgili serpil... bizi bizlikten alıp götürmekten başka... kendimize yabancı kendimize o kadar uzak oluyoruz işte... içimizde ki o küçük kız bile çekip gidiyor... daima yaşaması gerekirken bile...boş kalan ellerimiz...
harikaydı şiir... ve hepimiz içindi.. hiç yabancı gelmedi...
sevgilerimle..
Canan Hanım'cığım bu samimi ,içten yorumunuz ve beğeniniz için çok teşekkür ederim.SEVGİ VE SELAMLARIMLA....
İnsan kendini zamanla hayattan uzaklaştığını, geçmişine bakarken de farkındalık bir siteme ve tespitlere dönüşür...
Ve geçmişteki o gördüğümüzün aslında şimdi ki biz olmadığımızın uyanışı içimizde başlar...
Şiirinizde bunu o kadar başarılı anlatmış bayıldım ve defalarca okudum...
Kutlarım Serpil hanım...Saygılarımla.
Şiirin ana temasını yakalayan yerinde yorumunuza beğeninize çok teşekkür ederim Önder Bey.Var olun,saygılarımla...
Siz yine o elinizden kaçırdığınız küçük kızsınız eminim. Sadece büyüdük biraz...;)))
Çok güzel çok hoştu Serpil Hanım. Gönlünüze sağlık...
Hep güzelliklerde olun...Sevgiler...
Güner Hanımcığım,çok teşekkür ederim,evet zaman geçiyor gönül başka görüyor artık...Güzel yorunuz mutlu etti beni.SEVGİLERİMLE...
O eski güzellikleri, tertemiz duyguları, yüreğe sığmayan içtenlikleri, ölümü bile göze alınan dostlukları bulmak için bakmıyor muyuz aynalara? bakıyoruz bakmasına ama bir de görebilsek keşke... Yüreğinize sağlık.
Yaş aldıkça eski saflığı bulamıyor insan,teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için İbrahim Bey,SAYGILARIMLA...
Kim kalmış ki eski haliyle şimdi. Özlem şelalesi ses getirmiş geçmişten. Bunun için derim ki ben; yaşamak gerek hep yeniden... yüreginiz var olsun
Ender Bey , ne kadar hoş bir yorumdu.Çok teşekkür ederim. Saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 18 tane yorum bulunmakta