Dünya senin bakışlarınla göründü, ebedî gece,
Gittin, arayıp sen onu aydınlatmağa, ideal ateşiyle.
Gayret ettin, durup dinlenmeden yürüdün, bu yolda
sen, Azimle ileri gittin, bakmadan sağa sola, sen.
Ben hâlâ şaşkınım, anlayamadım, ne olduğunu,
Neden geriye bakıyorsun, ateşe kalınca bir tek adım?
Aydınlık gördün mü geride? Ateş değil, altın o.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



