Çocukluğumla, çocukluğumdan çok sonra, büyüyünce tanıştım. Çünkü biz bu coğrafyada çocukken büyük, büyükken çocuk oluyoruz. Çocukluğumun elinden tutup kırlara götürüyorum. Dağ, bağır dolaşıyoruz. Parklarda oynuyoruz. Çiçekler koklayıp, kuşları seviyoruz. Çok meraklı olduğumuz için sürekli kitap okuyoruz. Yeni şeyler öğrenip yeni dünyalar, yeni insanlar tanıyoruz. Yeni kelimeler öğrenip yeni cümleler kuruyoruz. Yeni hayaller düşlüyoruz.
Çocukluğumun dizi kanayınca öpüyorum geçiyor. Kalbim kırılınca çocukluğum gülümsüyor, unutuyorum. Ben uçurtma yapıyorum, çocukluğum uçuruyor. Çocukluğum oyun kuruyor, ben oynuyorum. Birlikte lunaparka gidiyoruz. Ben gonga vuruyorum, çocukluğum horoz şekeri kazanıyor. Arkadaş bulmakta başarısız olduğum için çocukluğum beni arkadaşlarıyla tanıştırıyor. Kutu kutu pense oynuyoruz. Kızlar elimi tutuyor, utanıyorum, yanaklarım al al kızarıyor. Çocukluğum bana bakıp gülüyor, kendime kızıyorum, oyuna dahil oluyorum.
Sokak ortasında sek sek oynamak istiyorum, çocukluğum ilerideki inşaatın tuğla parçalarından birini alıp sek sek çizgilerini çizmeye başlıyor. Ben yassı iki taş bulup çocukluğuma doğru koşuyorum. Çocukluğum benden kaçıyor. Ayağım bir taşa takılıp düşüyorum. Ayağa kalkınca uyanıyorum rüyadan.
Çocukluğumu özlüyorum.
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta