Zemheri var bu gece,
Kar taneleri bir haber varlığından güneşin.
Ağaçlar da nasibini almış, bembeyaz.
Kar örtmüş sanki şehrin bütün kederini.
Ötede soğuktan burnu kızarmış çocuklar görüyorum,
Şen şakrak vaziyette oradan oraya koşturuyorlar.
Vakit ikindi suları İstanbul’da,
Seferler iptal edilmiş, hiçbir vapur gidemez olmuş meçhule.
İnsanlarsa denize atmak için biriktirdikleri kederleriyle
dolup taşmışlar âdeta.
Oysa çocuklar…
Çocuklar şen şakrak.
Yürüyorum kilometrelerdir aldırış etmeden havaya,
İçimdeki ateşi öldürmeye yetmiyor tipi,
Bilakis körüklüyor sanki.
Zihnimdeki ütopyalara prangalar vuruyorum tek tek,
Eşlik ettiğim nakaratları daha bir sert söylüyorum ve
Bunalıyorum ansızın.
Cebimde son sigaram,
Bekliyor benim için yanmayı öylece.
Bir iki duman alıyorum yetiyor.
Ömrüm böyle mi geçecek tanrım?
Bir mutluluk serpintisi dilemiştim çocukluğumda.
Ne zaman dara düşsem saçlarımı okşardı annem,
Oğlum derdi, susardı konuşmaya mecali yokmuşçasına.
Papatyalar getirdim sana anne.
Hepsinin falına baktım bir bir,
Bilfiil seviyor çıktı.
Gecem gündüzüm birbirine karıştı epeydir.
Masamda duran birkaç izmarit birkaç bira,
Yalnızlığımın en büyük simgesi.
Kayıt Tarihi : 19.5.2023 17:38:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!