Gecenin koynundan fırlayıp çıksın diye beklenir şafaklar,
Bir kızıl ata binip gelir, sağrısında sancılı düş kırıkları,
Yarınların ümitleri ipotekli, sabahın ışıkları gibi karanlığa,
Red türkülerinin olmazlar ezgisidir iki çocuğun ıslıkları.
Aklın köşelerinde tükenmez çareler üreten çile yumakları,
İki ters bir yüz, ilmekler atan sevdalı iki yaşam cambazı,
Ayrılık diye bir şey yok.
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu.
Devamını Oku
Bu bizim yalanımız.
Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu.



