Ebruli düşler sokağına içten bir selam
Verirsin vermeye, dilinde kaldıysa kelam
Daha bez bebekle oynarken, elinden alan
Kara vicdana ne deyim, ne küfürler salam
...
...
Çocukluk, o derin ırmak çağrısı
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Devamını Oku
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman




Çok teşekkür ederim sevgili şairim.
Kanayan bir yaraya parmak basmışsınız.
Sorumluluk sahibi ve bilinçli kaleminizi tebrik eder başarılar dikerim.
Sevgilerimle saygılarımla bitimsiz başarılar diliyorum.
Şiirinizi bir kere daha okuma çok güzeldi. Tebrik ederim.
Masumları yakanın soluk alması gerekmiyor abi. Kim olursa olsun. Çözüm çok basit aslında. Biz konusunca cani oluyoruz, gaddar oluyoruz, cellat oluyoruz. Gelecegi yanana oluyor ne olursa, bunu yapana ceza olunca insan hakları çıkıyor. En kötüsü vergilerimizle hapiste besliyoruz. Bu konular bam teli, bam telimiz susuyoruz...... Duyarlı yüregin var olsun abim. Herseye eylem yaparken bu konularda yeterince duyarlı degiliz malesef....
Sevgili Bülent Bey,
Şiirilerinize bir süredir yorum yapamamıştım ya hani....
Eeee. Şimdi ben bu çoçuk gelin şiirinize nasıl yorum yaparım ki. Doğru söze ne denir.
Çocuk gelin olayı var mı? Var.
Bulutları kanatlarına saklayan kelebek iken kızlarımızın hayatlarını cendereye sokuyorlar mı? Sokuyorlar.
Hatta sokmak ne kelime, yüreklerinin kanadığına bakmadan, çocukluklarını yani umutlarını yani hayatlarını ellerinden alıyorlar.
Hal böyle olunca gerçeği son noktayı koyarak anlatan şiiriniz için üstüne tek kelime daha edilmez. Sadece gönlümden şiirinizi okuduktan sonra, temenni bağlamında şu dizeler döküldü.
..........
Benim adım çocuk gelin
Gelin görün halim nicedir
Hal etmem gayri beni everen kadere
Onlar etti,
aman ha siz etmeyin
..........
Kabul buyurursanız sevinirim.
Sevgi ve saygılarımla
Hangi kıraç toprakta bir çatlak
Hangi depremlerin fay yarığıdır yüreğin
.................Mazlum bir yüreğin acısı ancak böyle betimlenir....
......................................
Toplumumuz kanayan bir yarası çocuk gelinler hala.Ne acıdır ki kavrulan yürekler ateşe atılmaya devam ediyor.Gerekli tedbir ve kaidelerin uygulanması gerekli olan bu durum genç bedenleri acıtmaya devam ediyor...
Toplumsal duyarlılığı hedefleyen bu harika şiirinizi yürekten kutluyorum Bülent Hocam.TEBRİKLERİMLE....SAYGILAR.
Yürek sesinize sağlık üstat. Maalesef ülkemizin yıllardan beri kanayan en derin yaralarından olan çocuk yaşta, doğruyu yanlıştan ayırt edemeyecek kadar küçük ve kendini ifade edemeyecek kadar aciz hayatı oyun gibi gördüğü ortaokul sıralarından, çocukluğunu dahi yaşamadan koca bir sorumluluğun altına itilmeleri ve adeta kader mahkumu gibi mahkum edilmeleri ne büyük acıdır. Bu duyguları kısa ve özlü olarak yazan yürek kaleminizi kutlarım. Saygılar,
Herkesin özenle yetiştirdiği bahçesinde bir kış gününün ardından doğan güneşle birlikte yüzümüzü güldüren çiçeklerimiz. Çocuklar, dünyanın en güzel şeyi. Çocuklar mutluluk, çocuklar umut, çocuklar ne kadar yorgun olursak olalım evimize gittiğimizde yüzümüzü güldüren en değerli varlıklarımız.Acaba nasıl kıyarlar ki bu tertemiz varlığa aklım ermiyor..kardeşim kalemini ne kadar tebrik etsem azdır sanırım .kutluyorum..
Biraz önce televizyonda izledim...14 yaşında zorla evlendirilen kızı düğün yerinden yetkililer kaçırıp kurtardılar...Yani değişen bir şey yok. Yıllar önce ne ise yine aynı. Bazı kafalar değişmedikçe de bu durum hep süregelecek ne yazık ki...
Bu toplumsal yaraya parmak basan değerli şiirinizi ve sizi kutluyorum Bülent Bey.
Duyarlı yüreğinize kaleminize sağlık...
Selam ve Saygılar...
''Çocuk gelinler'' ülkemin kanayan bir yarası...
Konunun ele alınışı, işlenişi ve içerdiği mesajlar çok güçlü..
Kutluyorum değerli kaleminizi ve sizi Bülent Bey..
Saygı ve selamlarımla..
"Rotasyon göreviyle bulunduğum yörelerden birindeki ev sahibimiz büyük kızı on beş yaşındaydı ve üç çocuk annesiydi.... Önce inanamadım, 'doğum yılını doğru bilmediklerini' düşündüm ama baba devler memuruydu ve çocuk yardımından yararlanmak için günü gününe kayıt ettirdiğini söyledi... inandık.... İki kumalı bu evde biz dönerken on yedi çocukları vardı...!!
Evin ikinci kızı on üç yaşındaydı ve özellikle babasını dert tutmuştu... Sık sık, 'bu kız evde kaldı hocanım, arayan soran yok! diyordu.... Sonunda kırk yaşında bir adama gözümüzün önünde ellerinin saatlerce sallayıp pazarlık yaparak 'nikahının da gittiği yerde kıyılacağına' inanarak kızı verdiler....
Şiirin teması ne yazık ki ülkemizin gerçeği...Çocuk sahibi olmanın 'bilinçli' uygulanmadığı, çocuğun 'gelir kapısı' sayıldığı ülkemizin acı gerçekleri bunlar.... Kızsa evlendirilirken 'başlık parası'... erkekse erkenden çalışarak eve para getirmesi onların gelir kapısı olarak görülmesinin nedenidir....
Sosyal devlet anlayışının gelişmediği 'az gelişmiş' ülkelerin manzaralarına ne kadar benziyor ne yazık ki......
Atatürk'ün başlattığı eğitim seferberliği sekteye uğramadan devam edebilseydi... birçoğunun kimliğinin bile çıkarılmadığı o 'çocuk gelinler' de birey olacaklar, meslek edinecekler ve gelecekelerine ellerinden geldiğince kendileri de katkıda bulunacaklardı...
Çok derin bir yaraya parmak basmış şairimiz şiiriyle...
"Onca çığlığın…
Söyle!
O masum ve mahzun yüreğin
Nasıl rahmet olup yağacak?...
Kir, tortulaşmış artık,
O yağmurlarla bile arınamayacak…"
Çarpıcı son... Okuyanın sorgulamasına yardımcı olacak, düşündürecek gibi...
Sosyal mesajı güçlü şiirinizi ve sizi içtenlikle kutlarım Bülent Bey....
Saygılarımla...."
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta