Kırın, yabanın, uçan kuşların saklanmaya konacağı dalı bulmaya ihtiyacı yok.
O kadar düzlük, o kadar geniş dere-tepe var ki, olan ağaçlar da derenin içinde.
Buğday kırıntıları toplamak için yazlığa çıkarlar serceler güvercinler. Susadıklarında
su içmek için giderler dereye. Koyunlar meleşerek, inekler sürüsünde sineklenerek
güfa düşmüş gibi kuyruklarını sallayarak yerlerinde durmuyorlar. Çoban Hamza ne yapsın? Koyuna kuzuya, bir de karışırsa sığıra! Koyunlar, köpekler bile gölgelik arıyor.
Düz ovanın kızgın güneşin kızıllığında hayvanlar ne yapsın?
...Akşamın serinliği çökmesine vakit vardı. Köpekler kendi aralarında oynamaya başladı. Hamza ateşi yaktı, suyu koydu tencereye ' Bir güzel bulgur pilavı yapayım çoban pilavı meşhurdur.. '
ki kayıp durmakta parmaklarımızdan
Ey şair
yine bölük pörçük anlattın
yine eksik bıraktın bir şeyleri
gün devrilmekte ama sen