Beni dişi tavşan kalıbına dök usta
Suskunum söyleyecek tek sözüm kalmadı
Davalar, uluslar, haksızlıklar bir yana
Kendini zor taşır bu uyurgezer akıntı
Usta senin ak ellerin renklerle dosttur
Ser önüme mavileri niyet çekeyim
Ellerin neden soğuk,üşümüş müsün?
Gerçek misin,düş müsün?
Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?
Üşümüş müsün?
Odaları bir büyük sessizlik almış
Devamını Oku
Gerçek misin,düş müsün?
Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?
Üşümüş müsün?
Odaları bir büyük sessizlik almış




Siz,Şahmeranın seviyesine gelmeniz için kırk fırın ekmek yemeniz gerekir.
Şiirsellik diliniz zayıftır.O nedenle lüzüm yok anlamaya.Siz en iyisi düşüncelerinizi nesir olarak yazın.
Atışma nasıl yapılır öğren de gel.O zaman kimin yiğit olduğu anlaşılır değil mi?
Yiğit odur ki,etrafına mürit toplamayacak.kılıcını çekti mi herkes toz olacak.
Şimdi siz bir iki kişiyi tarafına çekmekle,gücünüzü ispatlayamazsınız.
Anladın mı kardeş?
Nurani kardeş,sizin ders çalışmanız gerekir.Şiirler de yorumunuz fena değil,ama yazdıklarınız.....
Ya hece gibi hece yaz.Ya da serbest gibi serbest....
İki arada bir derede sallanıp duruyorsunuz.
Bugün oltaları aldık,deniz kenarına dizildik.boş kovalarla eve döndük.
Bir iki kısmetli vardı.Ne çıkarsa bahtıma dediler.
Herhalde deniz anası tuttular....
:)
Sevgili Muzo, Seni özledik; mesaj hanen kapalı, mesaj kabul etmiyorsun. Mecburen buraya yazmak zorunda kaldım. Şiirlerini bari aktif et ve okuyalım. Benim şair olmayan ve olmadığını söyleyen, değerli şairim, kaçmak sana yakışmıyor.
Sevgilerimi sunar, her iki gözlerinden öperim. Seni seven ağabeyin Hasan Buldu
Siz o kişilerin emeğini görmezden gelir, iplik iplik dokuduğu alın terini zayii ederseniz, meydanı kuru beygir tosurku kokutursanız ki layıkınız düzey seviyeniz o, hiphopcu popcu bol küfür argo hızlı hızlı anlamsız sözleri şiir zanneden bir yığın ortaya çıkar sürgit devam eder. edep edebi edep dürüstlüğü gerektirir.
gözlerim
çöl yutmuş badem çiçeği
beyazsız beyazlardan
ve eterli yazlardan
yerde kum ve hayıt
gökte ay mahsusluğu
vahşi bir atın su içtiğiydim
avcunuzdan
soluk soluğa akan bir deli çığ
terkimde dağlar, terk edilmiş
revnaklı taklardan geçtim
uzun ve kimsesiz
karafakilerden dökülür gibi
döküldüm kör uykularınıza
çizerek mânânın altını, gümüş
say ki içtim ol zakkumun suyundan
acıyla yudum yüzümü
yuğlar boyu, kaknüs!
narlı bir yankı oldum
çarşılarınızda
kalır belki, biraz üvey
benden bir zambak kokusu
avlularınızda
İnsan olan insan,birisi gözünü gözünün bebeği içine diktiğinde, yalan söylemişliğin tedirginliği, gözlerini kaçırmaz , başını yere eğmez. gözlerini kaçıran kara kara cam ardına gizleyen kendisinden bile kaçan, yalancının düzenbazın tekidir. tez söner mumu kararıverir.
âh o derin susuzluk, kanımdaki
dalgaların durmadan, durmadan, durmadan
yazıp sildiği
1.
biz bu sokağı fesleğenli bilirdik, ezelden
şurada bir çeşme vardı hani
suyu güvercin sebili, gölgesi söğüt!
semâvi bir şey midir iyilik
neresinde konuşlanır sonsuzluğun
-o son susuzluğun!-
kötülük neresinde?
saldım atımın dizginlerini, uzaktan
tanrı görünüyordu ve kan rengindeydi
ufuk çizgisi
bir cebimde gizlice okşadığım
tetiği taze çekilmiş bir gökyüzü
ötekinde topaz benekli bir yavru pars!
korkmayın tehlikesizdir, ısırmaz
ve beyazdır düşleri, bir zencinin dişleri denli
yaralarım: gizli celbim:
mahfi kenz!
2.
bozaltıyor kendini bir ip yeryüzüne doğru
“bıktım ey! bıktım ey! bıktım ey!”
ne çok yalansınız ah, ne az sâhi!
kaplumbağanın bağasında üç kelebek
üç kınkanaat melek!
biri evvel, biri âhir, uçtu biri
hangi kehanetiydi yuhanna’nın
ve hangi güldü, erken açardı
sustu! bunca yıl inandığımız sanrı
:yok dünyanın kalbine tuttuğumuz aynada
buğunun zerresi dahî!:
biz hâlâ, biz hâlâ, biz
hâlâ bir tufan bekliyoruz
boyumuzu aşmışken alazlı su
3.
ben şimdi hangi eyvanlara döksem yüzümü
ben şimdi hangi kuyuya!
maviyeymiş bütün nazım
âh o çocuk nazarım!
kendi ışığımmış meğer
kamaşktıran gözümü
;
çıkıyorum bütün oyunlarınızdan
sırtında bir doru atın
kırıldım
soyumdan
bu sonuncuydu
artık başka tanrı gelmeyecek!
4.
düşümü yor! düşümü yor!
hamayliler acı safran kokuyor
ah o meyil: gitmek ve bir daha dönmemek!
Perihan Baykal.
Allah razı olsun Abdulillah bey. Bilmiyen varsa öğrensin, hakkın kölesi kulu demektir. İçi dışı kararmışlıklarını, o altına saklandıkları, üçüncü sınıf üvertür sözümona şairelerin eteği altına saklanıp yapmasınlar. Delikanlı olsunlar. Bana böyle yiğit bayan şaire şiiri ile gelsin canımı yesin. Perihan Baykal hanım benim babamın oğ kızımı. ama yiğidi öldür hakkını yeme. İstenince insan başarır. Siz elli sene geçsin iyi şiir ciğere işler unutamazsınız. iki gün sonra unutulacak saçmalığı arkalanmak yakışmaz ayıptır.
ben seni adından başladım sevmeye
sonradan gördüm salkım söğütlerini
kuşlarını, kedilerini
çağanozlarını yeşil!
ah, çatlayan domur!
dönüş suya, göğe dönüş
o ilk güne, kaosun ikiz gülü
yin ve yen!
bu tiryak kokusu sen
bu şeker bu tuz!
ağzına uzanan bu mercan dalı
efil efil su'z!
iç, soğur!
üçe kadar say ve tut nefesini
üçgenine bulan, kromozomlarına
sonra şorla
sönsün kandil
yansın içindeki gaia sevinci
şunun şurasında kaç kişiyiz
birkaç tövbesiz!
boncuklar dizeriz hâlâ
kuş teleklerine
terimiz
eyyam-ı buhur!
2.
unutkanlığın kekre yemişidir
tazeler dili
efsun içinde bir yerlerde
çözülen buz
gizli gömü
gemiler, gemiler, gemiler
gülibrişim kalyonları
bitmez ki bu sefer
maviye
ellerim iskandil
gözlerim:
aşkın gör hâli
Perihan Baykal
ufacık tefecik Nilay basmış tokadı basmış tokadı
acı var mı acı?
çok mu acıyor?
Deve kuşu gibi millet başını buraya gömmese, biraz sağa sola baksa, özellikle bayan şaireler şiirini, illede profil resmi bakımlı olanların. Bu bir hastalık olmuş, yalıyor duruyor şiiri ama neden? hangi siteye git birbirini yalayıp duruyorlar, yalanmak için yalapşap iki dakikada ıkındığı saçmalığı ordan oraya ordan oraya sıcak sıcak dumanı üstünde gel yala bu şiiri gel ben senin şirini çok yaladım sende benim şiirimi yala. Neden ayıp değilmi, birbirinin şiirlerini yalıyor yağlıyor ballıyorlar ama özellikle bayanların ki yaşına profiline göre erkek on yorum alkış almış bayan 70 İ 90 ı buluyor ayıptır yahu. sen ölü eti yermisin o karalamanın saçmalık olduğunu bile bile sırf yaranmak için savunuculuğunu yapıyor ayıp yahu utanır insan yalan söylemek cehennemde yanar o dil yarın.
zamana ait acıların şiire akışı böyle olur diyor,sevgili Nilay...karşı çıkmıştır bu olup bitene..aslında bitirilemeyene diyeyim,daha doğru olur...barışı ve kardeşliği isteyen her kalemin onaylaması gereken bir dik duruştur bu.. şairin hangi kökenden olduğu ise,hiç ilgilendirmez beni...sonuçta,bu ülkenin vatandaşı olarak,kendince dile getirmiş bize ait çelişkileri...gerçek midir yaşanılanlar,evet!..ama keşke yalan olsaydı!..herkesin mutlu yaşadığı,milli gelirden herkesin pay aldığı ülke olsaydık...diğer tarafta,ülkemi karıştırmak isteyenlere çanak tutanlara,onların maşası olanlara ne demeli!..ne demeli ki,az gelsin!..
herkes,özellikle kan akıtmaya meyilli olanlar,aklını başına devşirmelidir...bilmeliler ki,bu ülkeden başka ülke yoktur kendileri için...bunu anladıkları gün,akan kan duracaktır belki de...savaştan kime fayda gelmiş ki,kan emicilere gelsin!..
yazıktır...çok yazık...
neyse...kutluyorum sevgili Nilay'ı...zamana dokundurduğu kalemi nedeniyle..sevgilerimle..
Bu şiir ile ilgili 50 tane yorum bulunmakta