Bizim evlerin bacası yoktu
ama dumandan göz gözü görmezdi.
Bir soba borusuna haykırırdık adımızı
ki yankı versin diye duvarlar.
Çünkü biz,
sokak lambalarının altında doğmuştuk,
adı okunmamış çocuklardık nüfus kayıtlarında.
Mahallemizin sınırı polis telsiziydi,
içeri giren her gölge ya dayak yerdi ya yolunu şaşırırdı.
Ama bir nine düşse sokakta
yirmi üç çocuk koşardı başına.
Birinin elinde tespih olurdu,
birinin bıçağında simit kırıntısı.
Biz haritaya sığmadık,
yokuşlara yazıldık.
Yokuşu çıkamayan sevdaya gülmezdik,
bir gül dalına bıçak çektik mi,
açsın diye çekerdik,
kanasın diye değil.
Anamız, bacımız, yoksulumuz kutsaldı,
çaldık, çırptık, koştuk ama satmadık,
birbirimizi ve mahalleyi.
Ne belediye zabıtası,
Ne polis panzeri
ne şantiye dozeri,
yıkamadı bu inadı.
Beton bilmezdi halimizi,
rüzgârın yeleğine işlerdik düşümüzü.
Biz Çinçin'de doğmadık sadece,
Çinçin bizde yaşadı.
Kayıt Tarihi : 29.9.2025 08:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!