Ciddileştikçe hayat
Bir soğuk sabahta uyandırıyor beni
Yaşamak ile yoğrulan benim mayamda
Bir acı tohum göğsümde sivriliyor
Uyandıkça hep elem
Göz kapaklarım tahammül edemiyorken fecre
Uyku dedikleri, gözlerime şifa vermeyen bu merhem
Ben ki artık senden biganeyim
Leyl ve neharı sıyıran o çizgiyi tutamıyorum
Bir eman ver ya rabb bana bu dertten
Zihnimde kanlı bir harp, asırlık acılarımı unutamıyorum
Hayat çattıkça pek kara kaşlarını
Ağrılı sırtımı biler mazi, büyütmek için yaralarını
Hatırlamak elemi ile memnu kılındı bana nisyan
En derin manalarını yüklendi kelimeler
Elim şiirler tenime bir hançer ucuyla yazıldı, pek belli
Benim çehrem ki her daim bir tarafında kış
Sana bakıyorum, simanda hep bir bahar izi
Sen her gün gözlerimde uyanırdın da bilmezdin evini
Şakaklarım nasıl unutsun sabahını güç bela aydınlattığı geceleri
Gam ve keder tozu yutmuş bu asırda
Ben büyürken renkli misketlerimi mi sayacağım
Dudaklarımı titreterek yükselen her bir heceyi
Nasıl beli bükülmüş şiirlerimden ayıracağım
Bak
Çehremde en kanlısından birkaç çizgi
Sekiz asırdır kızıl asuman dökülüyor üzerime
Birbirimizin ak düşen saçlarını hiç göremeyeceğiz biz ki
Aynı sofradan yemenin harareti hep yabancı gözlerimize
Yüksek taş duvarların gölgesinde kitaplar satıyorum
Seni anlatmak için kaç milyar kelimeye daha ihtiyacım var?
Bir kelime var ki bütün aşk şiirlerini oraya sığdırıyorum
Bir ateş ki külleriyle içimde koca bir dağ yükseliyor
Bir kere gidince sen, bin defa dönünce başım
Sarhoş olunca acıların şarabî renginde
Mevsimler değişir
Eylül hep bir bahane bulur gelmek için
Kaldırımlar çiçek açar
Ben seni görürüm merdivenden inince
Kaşlarında bir hasret çukuru
Bilmeyerek düşülmez ya ben bilerek düştüm
Eylül gelince
Elem inceleşir tenimde iyice
Yumruklarımda vişne çürükleri
Şakaklarımda saçlarımın, gecedeki ayı kıskandıran bembeyaz renkleri
Bakınca Gülhane’de ve Adalar’da hep senin izin var
Devrilince gözlerin, çekilmedim
Bu korkak ben cesaretlendim gözlerinin enkazında
Çekilmedim
Şiirlerimle, acılarımla ve pek tabii delikanlı hasretimle yeşertildi duvarlarım
Ben vazgeçişin en mahzun eşiğinde iken, geri döndüm
Bir mermer kadar yüksek bir eşik bana dağlar büyüttü
Geçemedim
Koştukça bağrımda büyüdü dağlar
Ne mecnun oldum kum deryalarında
Ne Ferhat oldum da yükselen dağları deldim
Yazdıkça uslanmıyor bu
Yazdıkça kelimelerim derinleşiyor satırlarda
Atların arkasında sürükleniyor şiirlerim
Şiirlerimin kaburgaları kırık, çehresi kan denizi
Yara aldıkça kıyamda gibi dimdik
Parçalandıkça, her bir parçasında yüklendi güneşi
Sonra ben bir haziran ikindisinde kaybettim kan ile hasret ile doğurduğum aydınlıklarımı
Parçalandıkça kanadım
Sonra her daim gözlerimde mor halkalarım
Geceyi gündüze deviren ağrılı ve uykusuz mesaim
Garip başım, bibehre kâğıtlarım, kuruyan masmavi mürekkebim
Eski ahşap penceremden on yedi yaşıma mahzun bir nigah
Ne gecenin bir tadı var ne de sabah olacak
Göğün gecesi ile ayrılığın zifiri, iki karanlık arasında hiç batmayan bir ay
İşte ciddileştikçe hayat
Bir yüz karası, sadece şiir kâğıtlarımı aydınlatacak kadar bir ışık
Bir de en namerdinden bir ayrılık
Ciddileştikçe hayat
Sırtımda harflerden ve kelimelerden bir yığın yük
İstanbul’un en meşhur hamalıyım ki yüküm kırk binden büyük
Ciddileştikçe
Bir tufan kopuyor, arz gökyüzünden kara
Boğazıma kadar kahkaha
Ağladıkça dudaklarımda tuz denizi
Ciddileştikçe bir bahçe körpe duygu
Aşk,büyüyünce hasret, bitmeyince elem ve kırılınca en hararetli bir haziran gününde, nefret
Ciddileştikçe gecede kar beyazı iki renk
Koynumda kefen, boğazda köpüren su
İçtikçe aşkları kavuran iftirak şarapları
Kırık kadehlerde dudaklarım sımsıcak kan
İçtikçe aşk şarabını kan ile sarhoş ediyor dudaklarım
Beni sen kanattın, işte böyle
Gelincik çiçekleri, güller ve pek tabii en kızılından Asuman
Devrildi bir bir
Kalemimden dökülenler kandan daha az kanlı ve kederli değil
Sen bilerek veya bilmeden şakaklarıma dokunup gittin
Ben ne sevdimse, ne sustumsa hatta ne düştümse hep bilerek, hep bilerek
Ciddileştikçe hayat
Şiirlerimin dibini gördüm
Hayat Ciddileştikçe
Hep düşerek, hep düşerek….
[03.48.24||07.02.2026|Cumartesi - Adapazarı]
Behzat Atıf SakaryaKayıt Tarihi : 21.3.2026 20:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!