Benim de hayallerim vardı,
Sığmayan küçücük yüreğime
Uçurtmamı salıvermek gökyüzüne
Kırlarda koşup oynamak; doyasıya, özgürcesine…
Sevgi, barış, kardeşlik lafı ediyordu ya büyüklerim
Soruyor mu beni; pembe ayım, lahana bebeğim, oyuncak trenlerim…
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Toplumun terazisi şaşmaya görsün, bundan etkilenmeyen kim var ki? Bundan en çok payını maalesef ki çocuklar alıyor! Ne verirseniz, o! Şiddetin sinsice, büyüyerek kol gezdiği her alanda; en azından insan gibi yaşam kuralların hiçe sayıldığı bireylerin bütünü, başka ne sunabilir ki!
Konusuyla dikkat çekiciydi, Zeki bey...Güne yakışan şiirinizi kutlarım, tebriklerimle...
Toplumun 'dengesini kaybedişi', o toplumu oluşturan insanların 'sapkınlaşması', kendi kültüründen ve kimliğinden kopması, çocuklarına, genç kızlarına ve kadınlarına nasıl davrandıkları ile yakından alakalıdır...
Özellikle son on yıldır 'değerlerini yitiren', sürekli tüketime, sürekli inkara, sürekli şiddete ve feodal özentilere yöneltilen, disiplinden ve sorumluluktan uzak, suça teşvik edilen bir toplum yaratıldı...
Sonuçları çok açık...
Şiiriniz iyi işlemiş konusunu Zeki Bey.. Duyarlı tavrınıza teşekkür eder, kutlarım güne yakışan şiirinizi..
Çok güzel özverili gerçeklerin benliğinden kopmuş içtenlikle yazılmış bir şiir...umarım ders alır tüm küçük bedenlere kıyan yok eden inciten şahıslar.Oysa kendileride küçük oldular,onlarında çevrelerinde küçükleri vardı ve varlar...kendi canlarıda acısaydı aynı şekilde davranırlarmıydı,düşünemeyen canlılar?yaşamı gözleyip empati kursalardı,yada okusalardı buldukları haberleri örnekleri,şöyle bir dinleyip düşünebilmeyi öğrenselerdi...insan olmanın kaide ve gerçeklerini anlasalardı,aynı şekilde davranabilirlermiydi?çok güzel örnek olmuş bu şiir,umarım onlarda okuyup derslerini alırlar yaşamlardan.Bende okuyup çok beğendiğim,Bülent Özcan by in Benimde Düşlerim Vardı Anne...Özgecan a şiirini de çok beğendim,oda çok güzel örnek olmuş bu şiir gibi okumanızı tavsiye ediyorum,kaleminiz ve başarısı daim olsun,saygılarımla...
MAVİ YILDIZLI ŞİİRLERİN ŞAİRLERİNE SELAMLAR…
Çocuksu hayallerin güzelliği…
Gerçekten içtenlikle kurulan hayaller saftır. Ne art niyet bulunur, ne de başkasını zarara uğratacak bir tarafı olur.
Her şey çocuk algısı ve içtenliğiyle var edilir. İstediği gibi, düşündüğü gibi gerçekleştirir hayallerini.
Masalsı da olsa koca bir dünya.
Büyüklerinkinden daha geniş, hatta sınırsız, koca bir dünya…
Acelesi yoktur, gerçekleştirmek istediklerinin. Zaman problemi de yoktur. Zaman geçtikçe kocaman hayaller yavaş yavaş küçülür. Tıpkı yağmurun, suyun, rüzgârın erozyona uğratması gibi. Ancak yapmayı düşündüklerinin özü vardır, aslı vardır hayalden gerçeğe dönüşen.
İzin verilirse tabii.
Hoyrat bir elin acımasız parmaklarıyla koparılmaz, paletli ayaklarının altında ezilmez, vicdansız bir nefsin ateşiyle yakılmazsa…
Taze bedenlerin çaresizliği, güçsüzlüğü vahşileşen insan elinde oyuncak olursa buna ne yaşayan, ne de geride kalanlar dayanabilirler…
Tazecik bir dalın kırılması, fidanın koparılması gelecek adına ümitlerin tüketilmesi, koparılması demektir.
Candan can alanların, zalimce cana kıyanların yeri ateşten bahçe. Her bir dal, her bir gül ateş olacak onlar için. Hem de cehennemi bir ateş.
Alacakları her nefes yakıp kavuracak ciğerlerini…
Cehennemin küllerinde küle döndükçe yeniden bedene bürünüp defalarca, bir döngü dâhilinde defalarca yanıp küle dönecekler.
Bense cennet bahçelerinde yeniden doğacağım, hayallerimi gerçekleştirmek için. Masum bedenlerin acılarına merhem olacak Cennet mekânı.
Gençliğimin çocuksu hayallerinin simgelerini saklayın. Unutmayın beni ve bana yapılanları. Bir daha başkalarının yaşamasına izin vermemek için, hep hatırlamak için çocuksu hayallerimi sakladığım oyuncaklarımı ve eşyalarımı bir kenara atmayın.
Görünen o ki, masum bedenlerin yaşadıkları o affedilemez acılar dile getirilmiş. Nefsine hâkim olamayanların vahşileşen yönleriyle insanlıktan çıkıp insana zarar veren, acılar yaşatan olumsuz davranışları.
İnsan olarak asla yaşamamamız gerekenler.
Kadınlarımıza, kızlarımıza, çocuk yaştaki gelinlerimize sesleniş var sanıyorum.
Güzel bir serbest.
Güne düşen şiir vesilesiyle sairini kutluyorum.
Bu şiir de Şair Zeki Akdoğan’ın kendi tercihi iki şiirinden birisi. Seçici Kurulumuzca güne ve yaşanan olaylara daha uygun düşeceği için bu şiir “Günün Şiiri” seçildi.
İçtenlikle kutluyorum.
Altay Tigin
14 Mart 2015
“Güne Düşen Şiir” Grubu
*
NOT:
“ÜYE ŞAİRLERDEN GÜNÜN ŞİİRİ” seçiminde öncelikli tercihimiz, bu sayfaya “YORUM YAZANLAR” arasından olacak.
*
“ÜYE ŞAİRLERDEN GÜNÜN ŞİİRİ VE ŞAİRİ” sayfasında yer almak istiyorsanız, lütfen en fazla iki şiirinizi “Güne Düşen Şiir” Grubu’nun mesaj sayfasına ekleyiniz…
(Kayda değer görülen şiirlerinizden biri mutlaka değerlendirilecektir.)
Ekleyeceğiniz şiirlerinizle birlikte, şiirinizin bulunduğu sayfanın alt sol köşesinde KIRMIZI RENKLİ Antoloji.com yazısının hemen üstündeki ŞİİRİN ANTOLOJİ NUMARASINI DA İSMİNİZİN ALTINA EKLEMEYİ unutmayınız…
“Güne Düşen Şiir” Grubu
http://gruplar.antoloji.com/gune-dusen-siir/
Zeki'cim kutluyorum. Öykü yazmayı da dene...kalemin giderek ona yaklaşıyor. Su gibi okudum.Başarılar... Selamlar...
Bütünlük içeren akıcı Büyük olduğu zannedilen minnacık insanlara sitem dolu güzel bir şiir Şairini ve günün şiirini kutluyorum.
Uzun zamandır severek hissederek okuduğum harika bir şiirdi.. Yüreğinize sağlık..
Yüreginize saglik,hüzün ile okudum.
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta