I
Burada, yüz akımın, gülümün sitemi,
Yorgun omuzlara kanat vermiyoruz,
Mahkumların avuçlarına ağaç dikmiyoruz.
Belki de avlunun ardında,
Rüzgara karşı mücadele eden cılız bir gövde vardır,
Diğer yalnızlıkların arasında,
Kapılarının kısa hafızası olan bir evde,
Duvarların sert bir dili olan bir evde,
Onlar kaçamayan bedenin ağırlığını biliyorlar.
Zamanı çiğneyen eski saat hariç,
Ölmek üzere olan atın dizginini kemirmesi gibi.
Bu yüzdenkendime alçak sesle konuşuyorum,
Boğulan bir adamın nezaketiyle.
Sesim kötü, biliyorsun,
Kaba, yıkanmamış bir ses, çok çalışmış,
Çok beklemiş, çok şey kaybetmiş adamın sesi.
Yine de yükseldiğinde, tam göğsüme saplanıyor,
İçimi yarıyor, nemli oduna saplanan bir balta gibi.
Ve o kızıl ışıkta insan şunları görür:
Kulübeler, çatılar, çıplak toprak,
Tıpkı yangından sonraki işçi sınıfı kasabası gibi:
Yüzler gecenin parçaları,
Sonra gece aniden çöker,
Bir okşama gibi değil, ama bir hüküm gibi.
Etine çakılmış minik bir gümüş çivi gibi.
Ve her akşam yeniden başlıyorum,
Bu şanlı olmayan göreve:
Seni düşünmek, uzaklaşmak, sana yaklaşmak,
Sanki yüzün deniz tarafından geçiyormuş gibi,
Orada yalnız düşüncem,
Yetim kalmış parmaklarını uzatıyor.
II
Hafif bir elbiseyle aktı önüme,
Toprakla lekelenmiş botlarla,
Ve sürülmüş bahçelerin ham kokusuyla.
Ovaları geçti sabırsız bir ustabaşı gibi,
Tomurcukları keskin bir hareketle açtı,
Telgraf tellerini ve ahırın iskeletini titretti.
Dışarıda, dünya yeniden nefes almaya başlıyor,
Sıcak tozun büyük yudumlarıyla.
Sabahın küçük isyancıları olan kuşlar,
Avluda, bilmediğimizi biliyor gibi görünüyor:
Çimen, çamur, sinek, ahırdan sarkan ip,
Ezilmiş kova, taşa çarpmış kırık tekerlek.
Öğleden sonra sona ererken,
Duvarlar uzuyor tıpkı sıska köpekler gibi,
Şimdi bahar, dudaklarında o kadar nazik kelimedir.
III
Önce gördüm,
Uçsuz bucaksız boşluğu, korkumdan daha çıplak,
Herhangi bir dürüst kelimeden daha maviydi.
Özgürleştirildim demeyeceğim, dışarıdaydım.
Başka hiçbir şey istemiyordum bu kıt huzurdan,
Gökyüzü beni ilk olarak enginliğiyle etkiledi.
Büyük değil, hayal edilemez, utanmazca mavi,
İyileşmeye karar vermiş yara kadar kalın,
Bana baktı özgürlüğün muazzam kayıtsızlığıyla.
Ama gözlerimi kaldırdım.
Açıldı, muazzam şekilde, silahsız bir el gibi.
Gökyüzü, bir kez olsun,
Artık uzak ve yasak bir yer değildi,
Sadece dünya, karım, çocuklarım,
Mükemmelikten feragat etmiş tanrı gibi kayıtsız,
Saadetim ve mesutluğum en büyük nimetimdir.
Kayıt Tarihi : 22.3.2026 03:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!