Ne olurdu doğum denilen Sırat'tan geçmeseydim!
Ömrün bu acı şarabını içmeseydim!
Dönüyor ama, geçmiyor, bitmiyor ömür de,
Bahar geliyor, ateşler saçarak, sen kışlasan da.
Yoruldum artık, nerede son durağım?
Atılıyorum, bir yerine üç adım atıyorum.
Karşıma çıkma güneş, ey kanlı leke!
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



