Korkmuyorum!
Kimsenin keşfetmediği toprakların; hasat kırdığı, kışın en soğuk boranının bir begonyayı henüz sevgiliye verilmeden hırpaladığı yerdeyim. Elimden kayıp giden mavinin daha hesabını veremedim gökyüzüne. İçimde ki aşk tutuyorsa beni ayakta bir tek senin yüzün suyun hürmetine. Rüzgar aniden hiddetlenmiyorsa ayaklarımı kesmek için yerden; seni ilk gördüğümde ki çocukluğumu sakladığımdan bir köşeye kimseye belli etmeden.
Seninle gizli saklı çocukluğumu eyliyorum. Masallar anlatıyorum kahramanı sen olan. içimdeki yürek tutuyor ellerini her dinlediğinde. En çokta uyumak istediğinde haberin yok. Kaç bayram geçti senin uyandırdığın, nefesinin karıştığı kaç mum üfledin mesela. Sorsan her sene aynısı, her sene altı yaşında. Senin adından ilerisini ne okuyabildi ne de yazabildi. Cümleler kuramadı örneğin. Ne sevdiğini anlatabildi ne de gittiğini haykırabildi feryat figan.
Bir çocuğun şimdi tek kelimeyle yazdığı şiirsin içimde. Ne okuyabilecek nefesim var ne de yazayım desem yetirecek mürekkebim. Bir çocuğun sessiz çığlıklarıyla söylediği, tırnaklarıyla kanatmadan, bir iz bırakmadan göğsüme kazıdığı tek kelimelik şiirsin. Bir duysan sanma ayakta durabilirsin.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Duygu yüklü şiirinizi
beğeni ile okudum
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta