Uzundu gece hemde herzamankinden daha uzun ve kara,
Tuzlu kirpiklerinin arkasına saklanmış masum gözleri vardı.
Hep deliliğe vuran hırçın dalgaların arasında sıkışıp kalan paslı parmaklıklar kadar yalnızdı aslında.
Bense yüzük parmağında altın bir alyansla parmak ucuna sadece dokunabilen bir ziyeretçi, kaçmak istesem kale surlarına çarpar geri dönerdim çaresizce ne ölebilir ne gelebilirdim sesine.
Şiir gibi bakan gözlerine bakar bir damla kan akıtır ve yazardım savaş mağduru surlarına iki sözcükle kısa bir cümlede anlatırdım seni: tutsağım, uzağım...
Bir damla gözyaşında boğulurdu tüm hayallerim ve katran karası bir zindan beklerdi beni.
Gözünün yaşını silemediğim, özlemler biriktirdim beyaz tenine
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta