Vuruyor küçük eller de koca davullar
Trampetler borazanlar veriliyor ataya selamlar
Minik çocuklar gür sesle haykırıyorlar
Ağlıyor Atatürk gururla ağlıyor
Şanlı marş başlıyor kulaklarda çınlamaya
Gel otur yalnızlığım karşıma
Bir tek atalım
Seyre dalalım martıların süzüldüğü gün batımını
Bir yudumda olsa alalım bu günden hakkımızı
Gel otur be yalnızlığım
Aşk demiş çocuk
Aşk nedir dedi bir çocuk
Nedir beni bu kadar aptallaştıran?
Aşk acaba
Rakımıdır
Gel artık
Aşkı bahşet
Bir tomurcuk gibi yavaş yavaş
Büyüsün büyüsün ve büyüsün
Aşk su yerine özlem kullansın
Mesafe, hasret, özlem
Ben gideceğim,
Bir rüzgârın yelkenime vurmasıyla.
Kaybolmak için mavi denizlerde.
Yoldaşım denizin tuzlu suyu,
Kayığıma vuracak benim.
Vurdukça;
Kendi karanlık sokaklarımda,
Kendi yaptığım labirentin içine,
Kalbimi attım.
Kapıya da, çok bilmiş bir edayla,
Aşk giremez! yazdım.
Yazdım da nereden bilebilirdim seni.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Kalbimin ortasına bir hançer saplayıp
Sana sırtımı dönmek
Ne kadar zor gelse de
Umudun olmadığı sonsuz
Karanlık bir yola girmişim
Dünya olmuş bir kadeh şarap
İnsanlar birbiirinden harap
Yok olacak insanlar birbirini kanatarak
Bir çocuk yardım diyecek ağlayarak
Gün gelecek Dünya temizlenecek
oturmuş vitrinin önüne genç bir kız
sessiz bir isyanı destekler gözleri
kormuş gaddar dünyadan olmuş yine küçük bir kız
hayale dalıp mutluluğa koşmak ister yüreği
vardı kızın elinde küçük bir sigara
yazılacak pek bir şey yok
Ne aşkta huzur var.
Ne de zamanın hırsızlığında.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!