sepya renginin ulvi ağırlığını kucaklayarak
sarı duvarların eprimiş beyazından geçti gece
istinatlı duruşuyla rüzgârların öfkesini kırdı
pencere
güzün kasvetli efsunundan nasiplendi tüm duygular
solgun yüzlerin gergefine işlendi hüzünlerin aritmetiği
içimin karanlığını tarayan aynalardan kazınarak yürürken
isimsiz şiirler doğurdum gözpınarlarımın oyuk çukurlarından
ve yalnızlığı bir başıma besledim göğüs pınarlarımdan
hayat çoğu zaman anlamsız ve çözümsüz oyunlar
sundukça önüme
ters düştüm aklımla kendimle
sulandırıp uysal yönlerimi
savaştım etimle kanımla canımla başkaldırdım
haksızlığın çirkefliğine zorbalığına
oysa savaşmak yeterli değildi
mintansız bir ceket gibi sırıtıyordu üstümde
zümrüt yeşili bir bohçaya gizlenmişti kelebekler
uçmak için baharı ve cemrenin havaya suya toprağa
düşmesini hissetmeli
beklemeliydi
Tanrı’nın dokunuşunu ay’a güneşe
bulutlara rüzgârlara hayata her şey güzel olurdu sonunda
direnç kalelerinin kapısı açıldığında güvenle teslimiyet şarttı kendine
her şey olması gerektiği gibi olurken
-haklıysan inancın ve ruhun buluştuğu yerde
hayat gökyüzü gibidir
cesaretle baktıkça ve korkusuzca yaşadıkça
sevgiyle ruhla derinleşen
öyle işte
911202505:52
aylardan Kasım
Kayıt Tarihi : 1.12.2025 22:50:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!