ANI - ANLATI YAZIM
ÇEMBERİN İÇİNDEKİ ÇOCUKLUK
TUĞBA ve BEN
Hayat bazen hiç beklemediğimiz anlarda, en gri mekanlarda karşımıza küçük mucizeler çıkarır.
Bursa Çekirge Devlet Hastanesi’nin o ağır havasında, zamanın durduğunu hissettiğim bir anda yaşadıklarım tam da böyleydi.
Tanışmıyorduk ama hayatlarımıza, ruhlarımıza kısa da olsa dokunduk.
Sabrın Sınırında Bir Bekleyiş;
Hastanenin o bildik telaşı...
Randevu saatim çoktan geçmiş, doktor ekranındaki rakamlar sanki inadına donmuş kalmıştı.
Ben ise yerinde duramayanlardanım.
Hareketsiz dakikalarca beklemek bana göre değil, sanki bir cezaevi avlusundaymışım gibi bir ileri bir geri volta atıyorum. İçimden kendimle konuşuyorum; "Sabır Oya, az kaldı..."
Çevremdeki insanların meraklı bakışlarını umursamadan adımlamaya devam ediyorum.
Ayran Bıyıklı Bir Melek: Tuğba
O sırada üç yaşındaki Tuğba girdi kadraja.
Geniz eti şikayetiyle gelmiş, annesinin dizinin dibinde yorgun gözlerle bekliyordu. Derken, yaşlı olan bir teyzemiz yerini Tuğba’ya verdi, o masumiyet o koltuğa yerleşince bir de ayran içti keyifle. Dudaklarında oluşan o bembeyaz ayran bıyıklarıyla dünyadaki en mutlu insan o olmuştu sanki.
Ama çocuk ruhu bu koltuklara, köşelere sığmaz. Bir süre sonra Tuğba da yerinde duramadı ve o minnak boyuyla bir çember çizmeye başladı.
- "Ne yapıyorsun?" diye sordum tüm içtenliğimle.
- "Dönüyorum," dedi o incecik, kristal sesiyle.
- "İyi fikir, ben de sana katılabilir miyim?" dedim.
Ve işte o an hastane koridoru bizim oyun alanımız oldu.
Çemberin İçindeki Mutluluk
Tuğba önde, ben arkasında, başladık dönmeye.
Hem yürüyoruz hem sohbet ediyoruz. Mickey Mouse sevdiğimizden, saçlarının ne kadar tatlı toplandığından konuşuyoruz.
Bir yandan "terlemesin bu güzel çocuk" diye annesinden şapkasını, montunu çıkarmasını rica ediyorum.
Biz dönerken, o ana kadar yorgunluktan asılmış yüzlerde birer birer tebessümler belirdi.
Diğer bekleyenler de sohbete dahil oldu, o gri koridora bir anda güneş doğdu.
"İyiyim" Demenin En Güzel Hali
Derken o ses yankılandı ve Tuğba içeri girdi. İçeriden gelen ağlama seslerini duydukça içim cız etti.
Tam yirmi dakika...
Çıktığında burnu sızlamış, canı yanmıştı ama kapı açılır açılmaz bana o dev yürekli hareketi yaptı.
Başparmağı havada, "İyiyim, her şey yolunda" işareti...
Ben de ona tüm sevgim ve tebessümümle aynı şekilde karşılık verdim.
Gözgöze geldiğimiz o anda küçücük burnunu göstererek doktor ablasının burnuna bir şey soktuğunu ve canını çok yaktığını söylerken yüzünde masum gülümsemesi vardı.
- Şimdi daha iyisin değil mi? Bak geçti gitti. Geçmiş olsun dedim ve gözlerimize ki gülümseme o anda takılı kaldı .
Ve VEDA.
Vedalaşırken ona teşekkür ettim.
İçimdeki çocuğa arkadaş olduğu için, o bir saatlik oyun, beni çocukluğumun o en saf günlerine götürmüştü. Muayeneden çıktığımda küçük arkadaşım gidecekti biliyordum ama o anın sıcaklığı hala koridordaydı.
Özetle; İnsanlık Hala Var
Bu kısa karşılaşmadan cebime kalanlar ise ;
* Çocuk varsa sevgi var.
* Çocuk varsa saflık var.
* Çocuk varsa iyilik ve tebessüm var.
* Çocuk varsa hâlâ "İNSAN" var, insanlık var.
Hayatın koşturmacasında bir an durun ve bir çocuğun gözlerinden dünyaya bakın. Göreceğiniz şey sadece sevgi ile umut olacaktır.💖
Yazan: Oya KORKMAZ ✍️
22.01.2026 PERŞEMBE
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 21:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
21.01.2026 Çarşamba günü saat 08.20 ila 09.30 saatleri arasında güne başlarken tatlı minik bir kız arkadaşımla yaşadığımız dakikalardan oluşan anımızı kaleme alarak kalıcı olmasını istedim. Sonucu kayda değer. Anlaşılabilmesi dileğimle iyi okumalar diliyorum. O.K ✍️




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!