Bir kadın yüzü isterdim yüzümde
Toprak gibi bakabilirdim o zaman
Gözümün değdiği yerde bir hayat fışkırırdı
Nemini almamış tohumların bağrından
Sussam; dünyanın bütün ırmakları yüzümden geçerdi
Bütün çığlıklar gününü beklerdi
Sevgilim,
Gözlerini aralık bırakır uyku vakti
Çiçekli bir bahçe sızıverir geceye
Rengarenk bir festival başlar karanlık gökyüzünde
Ay, yıldızlarını toplayıp etrafına
İnsanlığın hazin masalını anlatır
Cok dovustum
Bundandir dinmek bilmeyen ofkem
Ve huznum o kadar buyuktur ki
Kocaman bir agizla gulerim, ustunu ortmek icin
Bir kin kustuydular ustume, bir kin
Kimse benden değil
Kapıyı çarptı dostlar, çıkıp giderken
Güneş öte tarafta kaldı
Ki gülüşümü eşsiz kılan gamzeydi onlar.
Ağlamak kalmadı gözümde,
Yüzüm, kurumuş bir ırmak yatağı
Durgun bir gecenin icinden geciyor dunya;
Yaprak dalinda mahpus,
Solugum bogazimda dugumlu
Ve yarin uyudukca uzak sanki,
Uyudukca sahipsiz.
Yorulursam birgün
Yüzümde gülüşüm yorulur
Bakışlarımı yasladığım dünya
Pusa bularken siluetini
Dudaklarımdaki sessizliği kalbime batırırım
Kanatırım kendimi
Kanlı ayak izleri ilerliyor meydanın ortasında
Kimbilir hangi ölümden kalmış
Uzaklaşan bir trenin gürültüsüyle sarsılıyor duvarlar
Bir gidişin hüznünü salıyor kente
Bir yolculuğun heyecanı geliyor peşi sıra
Kaldırım kenarında duran kadınlar
Gittim;
Yabancı bir hasret kaldı yaşanmışlıklardan
Koca bir şehir bıraktım geride
Birde dönüş için bir parça yürek
Ürkek ve yalnızdım geçmişini bilmediğim sokaklarda
Beni çeken birşeyler vardı yine
Adına yaşamak dediğimiz ne varsa şu dünyada
Ellerimden çıkmadır hepsi;
Serpilip gelişen tohum,
Daha ilk nefesinde çığlık çığlığa bebek
Ellerimden çıkma
Ve ellerim
Söz bitti,
Bir gemi pusulasını suya düşürdü.
Bir adam uçurumları özledi
Uzaktan bakarken sevgilisine.
Bir sehir tüm güzelliğini ele verdi
Henüz serinken bir yaz sabahı
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!