Bir şairim ben gizemli ve antik
bir çocuk utangaç ve romantik.
Günler bir bir dizilirken tesbihime
tarihe malolmuş ekşi bir koku yalardı sokakları
o sağlam tüccar, bu adil yargıç
bir ben cübbesizdim şehirde.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




'Bir şairim ben gizemli ve antik/bir çocuk utangaç ve romantik.' Bu iki dize şiirin özetini oluşturmuş. Şairler, biraz gizemli, biraz antik kişilerdir zaten. Şiirde bu, açık ve net olarak ifade edilmiş. Ama öyle bir ifade ki, okuyucu bir gizemlilik buluyor bu ifadelerde.
Felsefenin dili olan bir şiirden söz ediyoruz ya da felsefe yapan şairlerden, dolayısıyla antik ve gizemlidir şair. Bir ölçüde hakikatin bilgisine malik olan şair, şu kısacık dünya yolculunğunda yapılıp edilenler karşısında utangaçtır. Onu ancak çimenlerin yeşil kokusu, kızıl kanatlı akşam tatmin edebilmektedir.
Ayrıca, 'antik' ve 'romantik' sözcüklerinin oluşturduğu ses uyumu, kafiye çok şık olmuş. Bu iki dize, şiirin bütün özelliklerini taşıyan çok güzel bir giriş kapsı özelliğine sahip. Tıpkı muhteşem tarihi yapıların muhteşem kapıları gibi...
Bu şiirde şair kendi kimliği ile kaplumbağanın kimliğini birleştiriyor. Tabi vahdet-i vücut felsefesi ile zaman ve mekan sorgulaması da var.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta